Özlü Sözler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özlü Sözler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2013 Çarşamba

Özlü Sözler


Her genç kız babasına aşıktır. 

Arap atasözü (Beşir Eryarsoy'dan alıntı)


Manası: 
Genç kızın babasına aşık olması demek: Babasının en ideal erkek olduğu, dolayısı ile kendisi ile mutlu olacağı erkeğin babasının ahlakı ile ahlaklanmış bir erkek olması gerektiğini, babasındaki güzel ahlakın evleneceği erkekde de olması gerektiği ve bu özelliklere sahip bir erkek ile evlenilebileceği anlatılmaktadır. 

12 Mart 2013 Salı

16 Şubat 2013 Cumartesi

Çatlak Testi'den Sızan Işık

Çin' de bir adam, her gün boynuna dayadığı kalın sopanın iki ucuna asılı testilerle dereden su taşırmış evine. Bu testilerden birinin yan kısmında çatlak varmış. 

Diğeri ise hiç kusursuz ve çatlaksızmış ve her seferinde bu kusursuz testi adamın doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve. Ama her zaman boynunda taşıdığı testilerden çatlak olanı eve yarı dolu olarak varırmış. 

İki sene her gün bu şekilde geçmiş. Adam her iki testiyi suyla doldurmuş ama evine vardığında sadece 1,5 testi su kalırmış... Tabi ki kusursuz, çatlaksız testi vazifesini mükemmel yaptığı için çok gururlanıyormuş... Fakat zavallı çatlağı olan kusurlu testi utanıyormuş. Doldurulan suyun sadece yarısını eve ulaştırabildiği için de çok üzülüyormuş. 

İki yılın sonunda bir gün, görevini yapamadığını düşünen çatlak testi, ırmak kenarında adama şöyle demiş: 

"Kendimden utanıyorum. Şu yanımdaki çatlak nedeniyle, sular eve gidene kadar akıp gidiyor." 

Adam gülümseyerek dönmüş testiye; "Göremedin mi? Yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu. Fakat kusursuz testinin tarafında hiç yok. 
Çünkü ben başından beri senin kusurunu, çatlağını biliyordum. 
Senin tarafına çiçek tohumları ektim. 
Ve her gün o yolda ben su taşırken, sen onları suladın. 
İki senedir o güzel çiçekleri toplayıp, masamı süslüyorum. 

Sen kusursuz olsaydın, o çatlağın olmasaydı, evime böyle güzellik ve zarafet veremeyecektim" diye cevap vermiş. 

Her birimizin kendine has kusurları vardır. Hepimiz birer çatlak testiyiz. Fakat sahip olduğumuz bu kusurlar ve çatlaklardır hayatlarımızı ilginç yapan, mükafatlandıran, renklendiren. 

Etrafınızdaki her kişiyi, oldukları gibi kabullenin. 

Dışlarındaki kusurları değil, içlerindeki güzellikleri görün...

İrfan'ın Notu:
Fatih'e teşekkürler...

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Cahillerden Yüz Çevir !



"Hindistan da çok ünlü bir ressam varmış… Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş… Ve onu “Renklerin Ustası” anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanısa da; kısaca Ranga Guru derlermiş… Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Guru'ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş… 

Ranga Guru ise; - Sen artık ressam sayılırsın Racaçi.. Artık senin resmini halk değerlendirecek diyerek; resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmış… 

Ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor… Çok üzülmüş tabii… Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki.. Alıp resmi götürmüş Ranga Guru'ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. 

Ranga Guru; üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Raciçi yeniden yapmış resmi ve gene Ranga Guru'ya götürmüş. Şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş Ranga Guru… Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte… Ve yanına insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile birlikte bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmış… Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da, boyalar da kullanılmamış… 

Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru'ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış.. Ranga Guru ise; “Sevgili Raciçi, sen birinci konumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğini gördün… Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı… Oysa ikinci konumda onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, Yapıcı olmalarını istedin… Yapıcı olmak eğitim gerektirir… 

Hiç kimse bilmedigi bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi… Sevgili Raciçi, mesleginde usta olman yetmez, bilge de olmalısın.. Emeğinin karşılığını ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın… Onlara göre senin emeğinin hiç bir değeri yoktur… 

''Sakin emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartişma…”

Serdar Karamanlı'ya teşekkürler

3 Ekim 2010 Pazar

Korkaklık mı dediniz: Korkmayın Bence

Bir Hint Masalı: Korkak Fare
Bir Hint masalına göre, kedi korkusundan devamlı endişe içinde yasayan bir fare vardır.
Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye
dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece
mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana
dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde
avcıdan korkmaya baslar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür.
Ve der ki,
'Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir
farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardim
edemem.'

Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda söyle diyor :
'İnsanların çoğu Sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için..
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için...'

İrfan'ın Yorumu: Korku insani bir özelliktir. Onu insan söküp atamaz. Önemli olan korkunun varlığını inkar değil, (bu zaten mümkün de değil) onu denetleyebilmek, kontrol altına alabilmektir. Bu önemli bir aşamadır. Cesaret ise kontrol edilmiş korkunun bir ileri aşamasıdır ki çoğu insan bu aşamadan maalesef yoksundur. Fakat ne olursa olsun bu toplumda bu üç özelliğe sahip insanların dışlanması farklı sebeblerledir. Peki bize düşen ne olmalı: Eğer bizler cesaretli bir özelliğe sahipsek, korkan ve korkusunu kontrol edenleri hor görmemeli, onların bu özelliklerini daha geliştirmesine yardımcı olmaya çalışmalıdır. Unutmayın, Medine Savunması'nda müslüman olan bir sahabe korktuğundan dolayı kılıcını kullanamamış, korkusunu yenmiş olan bir hanım sahabe onun elindeki kılıcı alarak bütün cesareti ile savaşmış, ama en ilginci hiçbir müslüman o korkusunu yenememiş sahabeyi küçük görmemiştir.
Ve toplumun büyük bir kısmının korkusunu yenememişlerden olduğunu göz ardı etmemeliyiz.
Şunu bilin ki İslami özelliklerin dışa vurumu başlıbaşına büyük bir cesaret örneğidir. Namaz kılmak, örtünmek bunlar çok önemli bir cesaret işaretleridir. Ve Allah bu cesaretin oluşturulması için güzel bir eğitim yolu ile eğitiyor. Kırmadan, dökmeden ama hakkı en güzel üslupla anlatarak, yaşayarak. Bakın bu videoda bir genç kızın namaz kılma cesareti karşısında babasına söylediği sözlere.