Siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2023 Cuma

2023 Seçim tahminlerim / öngörülerim...

 SEÇİM TAHMİNİ / 12/05/2023

Geleneksel olarak her seçimde yapmış olduğum tahminlerimi burada paylaşmak istiyorum

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ

 

Kemal KILIÇDAROĞLU    51.95   

Recep T. ERDOĞAN         44.25

Muharrem İNCE               1.10

Sinan OĞAN                       2.70

 

MİLLETVEKİLLİĞİ SEÇİMLERİ

 

AK PARTİ                                             % 35,42

CHP                                                       % 29,45

İYİ PARTİ                                             % 12,80

MHP                                                     % 8,20

HDP (YEŞİL SOL)                               % 11,15

DİĞER                                                   % 2,98

21 Ocak 2023 Cumartesi

Seni özleyeceğiz ey iyi insan...

 



Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern istifa etti

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern perşembe günü televizyondan yaptığı açıklamada, en geç 7 Şubat'a kadar görevi bırakacağını ve yeniden seçilmek istemeyeceğini duyurdu...




Rabbimden senin için hem dünyada hem ahirette hayırlar getirmesini diliyorum...

14 Aralık 2022 Çarşamba

Tarihe not olsun...

 Bugün 14 Aralık 2022...



Recep Tayyib Erdoğan'dan sonraki cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu olacağını öngörmemek bir hata olur mu? 

Mahkeme kararını verdi: Al sana ceza ve al sana siyasi yasak

***

"Muhtar dahi olamaz" denilen Recep Tayyib Erdoğan o dönem yasaklı hale gelip eğer Cumhurbaşkanı olduysa,

Mahkeme kararı ile siyasi yasaklı hali ilk derece mahkeme tarafından onaylanan Ekrem İmamoğlu, geleceğin hem de yakın geleceğin cumhurbaşkanıdır.

Ülkemize hayırlı olsun...

29 Mayıs 2016 Pazar

Müslümanlar Allah'tan Başka Nasıl İlah Edinir?

Garip bir başlık değil mi? Oysa müslüman Allah'tan başka ilah edinir mi ki? Edinmez. Ama o yol açıldığında ve şeytan o kapıdan girdiğinde maalesef bu mümkün...

İki temel etken var. Bunlar üzerinde duralım derim:
BİR: Sevgi
İKİ. Korku

Eğer sevgiyi Allah'tan başkasına yoğunlaştırırsanız ve korkuyu da aynı şekilde Allah'tan başkasına yoğunlaştırırsanız şeytanın o kapıdan girmesi içten bile değil.

Şu an ben müslümanım diyen büyük bir kesimin Türkiye'deki büyük bir siyasi hareketin lideri ile ilgili gelinen endişe edici bir noktadayız kanaatindeyim..

Derdimi açayım biraz:

O siyasi hareketin lideri doğru sözler söyleyip doğru işler yapmaya başladığında insanların gözlerinin göremeyeceği hatasızlık perdesinin altına girmeye başladığında tehlike çanları çalmaya başladı demektir: Çünkü peygamber haricindeki tüm yaratılmışlar bu tehlike ile karşı karşıyadır. Onlara tabi olanlar için de bu tehlike daha büyük tabi...

Geçmiş dönemlerdeki tapınılan putlara baktığımızda salih insanlar zümresi ile korkulan varlıklar grubunu görebiliriz. Bu da bize yukarıdaki iki grubun götürdüğü yer iki etkendir: Sevgide aşırılık, korkuda aşırılık...

Eğer o bizim reisimiz o nederse o olur aşamasına geldiysek ...

O bir söz söyledi artık onun sözlerini ayakta dinlememiz gerekir durumunda isek ...

Ona bağlı farklı iş kollarında çalıştığımızda söylediğimiz sözler, hareketler ve eleştiriler onun hoşuna gitmeyebilir o yüzden korkmaya başladıysak...

Bunları daha da artırabiliriz.

İşte o gün bu gündür. Ve bugün müslümanların "reise saygı" adı altında o yaratılmış beşerin her sözünü, her hareketini "yüzde ellilik milletin gücüne dayandığı" tezi ile sahiplenmek ...

İşte bu hatadır benim güzel kardeşim...

Örnek alınacak ve takip edilecek yegane yaratılmış son peygamber ve Kur'an'da bize tavsiye edilen peygamberler değil midir? Hz. İbrahim'de sizin için güzel bir örnek var demiyor mu yüce yaratan... Hz. Peygamber'i son peygamber olarak izlerini takip edin demiyor mu? Bizim başka örneklere ihtiyacımız yok, yeni kutsallar oluşturmamız da doğru değil kanaatindeyim...

"Davan davamız" dendiğinde davası İslam olanın mı yoksa başka ırkçılık kokan unsurların mı?

"Yolun yolumuz" dendiğinde yolu İslam olanın mı yoksa demokratik laik tercihler midir bizim yolumuz?

Reisin doğrusuna doğru diyebilme özgüveninde olmamız gerektiği gibi yanlışına da yanlış denilmesi İslam'ın halifelerinin bize öğrettiği örneklik değil midir?

Davası İslam olanın ve yolu Kur'an ve Sünnet çizgisinde gidenin yolu ne mübarek ve ne güzel yoldur. Ne mutlu o yolun yolcularına...

NOT: Bu yazıyı o camiada arkadaşlarımız, dostlarımız, akrabalarımız olduğundan yanlışa sapılmaması endişesi ile karaladım. Hatalar benden doğrular Allah'tandır.


20 Ağustos 2015 Perşembe

Kepenkleri İndiriyorum Ama Geleneğimi de Bozmuyorum: Alın Size Tahmin Kardeşimmmm

ÇUVALLAYACAK MIYIM ÇUVALLAMAYACAK MIYIM ?

Anlaşılan o ki yakın tarihte yani bu senenin sonlarına doğru tekrar bir seçim olacak. Seçimler dolayısı ile artık gelenekleşmiş olan ve hiçbir maliyeti olmadan yapmış olduğum tahminlere yine devam ediyorum... Ondan sonra da kepenkleri indirme kararı aldım...

Yeter a.q.

Her taraftan siyaset, koalisyon, terör, savaş, barış...

Biraz daha devam ederse siyaset kusmaya başlıycam...


AK PARTİ: % 44,15

CHP: % 26,35

MHP: % 15,40

HDP: % 11,15

DİĞER: % 2,95

Haydi bana byyyyyy


16 Haziran 2015 Salı

Koalisyon Görüşmeleri Eşeğin Bağlanması Eşliğinde Devam Ediyor

Türkiye'de biliyorsunuz milletvekilliği seçimleri yapıldı. Bütün partilerin aldığı oy dağılımı sonucunda çıkan tabloda hiçbir parti tek başına iktidarı elde edecek çoğunluğa ulaşamadı. Bu koalisyon tartışmalarını da beraber getirdi. İşte bu koalisyon tartışmaları esnasında duyduğum bir Anadolu sözünü buraya almayı uygun gördüm... Özellikle birinci olmayan partileri ilgilendiriyor ama bu sözü hayatın bütün ilgili olaylarına aktarabilirsiniz.
Çok uzatmadan hemen sözü aşağıya alayım, siz de düşünün artık...




KENDİNİ HANA ALAN YOK


O EŞEĞİNİ BAĞLAMAYA YER ARIYOR


8 Haziran 2015 Pazartesi

Çuvalladım: Tahmin Şirketimi Kapatmayacağım Ama...

2015 GENEL MİLLETVEKİLİ SEÇİMLERİNE DAİR

Dün itibari ile Türkiye'de milletvekili seçimleri yapıldı. Ve mutad olduğu üzere seçimlerden önce çok yoğun bir çaba gerektirmeyen tahminlerimi paylaşmıştım. Aşagıda görüleceği üzere çuvallamış durumdayım. Kendimi tebrik etmiyorum. Serdar'dan da tebrik beklemiyorum. Yakında eğer erken bir seçim olursa yine tahminlerimi paylaşacağım. Başka da bir şey demiyorum...



SEÇİMLERDE ALINAN OY ORANLARI:
AK PARTİ: 40.82
CHP: 24,99
MHP: 16,35
HDP: 13.11
DİGER: 4,73

İRFAN'IN TAHMİNİ
AK PARTİ % 46,3 (ÇUVALLAMA ORANIM: 5,48)
CHP % 23,31 (ÇUVALLAMA ORANIM: 1,68)
MHP % 14,38 (ÇUVALLAMA ORANIM: 1,97)
HDP % 9,12 (ÇUVALLAMA ORANIM: 3,99)
DİĞER % 6,89 (ÇUVALLAMA ORANIM: 2,16)

Çok heyecanlı bir seçim gecesini izlemiş bulunuyorum. Biliyorum oy kullanmadan seçim gecesinin neresi heyecanlı diyebilirsiniz. Olsun bende de bu kıllık olsun ne yapalım? Beni de seven böyle sevsin kardeşimmmmmmm

Yenildik ama ezilmedik diyerek önümüzdeki seçim tahminlerinde sizleri aramızda görmekten mutluluk duyarım diyorum başka da bir şey demiyorum...

2 Haziran 2015 Salı

Peygamberi İncitmek ve Ak Parti'ye Oy Vermek...



İlk önce bir alıntı...


Hakan Albayrak / Diriliş Postası

“Bu seçimde AK Parti’ye bir ders verelim” diyen bazı İslamcı seçmenlerin dikkatine


Liberallerin öne çıkmasından mı rahatsızsınız?
Bazı belediyelerin şımarmasına mı kızdınız?
İlinize tayin edilen şu veya bu bürokratın zulmünden mi muzdaripsiniz?
Milletvekili aday tercihlerinde yapılan bazı saçmalıklardan mı şikâyetçiniz?
Muhtemelen haklısınız.
“Öyleyse AK Parti’ye bu seçimde oy vermeyelim, ders verelim” diye düşünmekte haklı değilsiniz ama.
Ümmetin maslahatı söz konusu.
İrili ufaklı karın ağrılarınıza / ağrılarımıza ümmetin maslahatını nasıl kurban edersiniz?
Diyelim ki siz oylarınızı esirgediğiniz için AK Parti 1 koltuk eksikle Meclis çoğunluğunu kıl payı kaybetti ve bunun neticesinde Yasin Börü’nün katillerine, Türk ve Kürt ırkçılarına, Kemalist istibdat sevdalılarına, bütün İslamcıları IŞİD’ci veya Hizbullah’çı yaftasıyla zindana tıkmayı kafaya koyan “Paralel Devlet” ajanlarına gün doğdu; kendinize değilse kime “ders” vermiş olacaksınız?
AK Parti’ye “ders” vermenin kendi ayağınıza / ayağımıza sıkmak anlamına geldiğini göremeyecek kadar ferasetsiz olamazsınız!
AK Parti’ye yönelttiğiniz / yönelttiğimiz eleştirilerin alayını toplasak sadece ve sadece başörtüsüne özgürlüğü bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece Kürt Açılımı’nı bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece “One Minute” çıkışını ve ona bağlı olarak İsrail’le askeri işbirliğinin sona erdirilmesini bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece Gazze’yle dayanışmayı bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece Kemalist “Andımız”ın kaldırılmasını bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece Mogadişu’nun yeniden inşasını bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece Bosna-Sırbistan-Hırvatistan üçlü mekanizması kurularak Boşnakların yeni bir felaketin eşiğinden döndürülmesini bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece yerli savunma sanayii hamlesini ve dolayısıyla emperyalistlere bağımlılıktan kurtulma gayretini bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece Mursi ve İhvan yandaşlığını bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece Suriye halkına ve Suriye Devrimi’ne verilen desteği bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece Salih Mirzabeyoğlu’nun, Yakup Köse’nin serbest bırakılmasını, diğer İslamcı mahkûmlar için de hürriyet perspektifinin doğmasını bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece İmam-Hatip okullarının ihyasını bile gölgelemeye yetmez.
Şimdi bir tarafta bütün bunlar ve daha nice güzellikler, öbür tarafta AK Parti’ye yönelttiğiniz / yönelttiğimiz eleştiriler; elinizi vicdanınıza koyup söyleyin, o eleştirilere istinaden bütün bu güzellikleri riske atmaya değer mi?
Sıhhatli bir kafayla yapılan hiçbir maslahat-mefsedet hesabından “Evet” cevabı çıkmaz bu soruya.
Yapmayın abiler, ablalar, kardeşlerim!
Dünkü çocuklar değilsiniz.
Ta nerelerden geldiğimizi biliyorsunuz.
Her şeyi hükümetten, devletten bekleyemeyeceğimizi de biliyor olmalısınız.
AK Parti bizi Allah’ın inayetiyle özgürleştirdi, iyi işler yapabilmemize müsait bir ortam hazırladı, üstelik Diyarbakır’dan Gazze’ye, Halep’e, Mogadişu’ya kadar iyi işlerin öncülüğüne de soyundu.
Sizi / bizi tutan ne?
Önümüzü açtığı için mi “ders” vereceksiniz AK Parti’ye?
Gün şükür günüdür.
Şükrümüzü fiilen eda edelim.
O fiil, sandığa gidip İstiaze ve Besmele ile AK Parti’ye oy vermektir.
Muhammed Mursi de sizin AK Parti’ye oy vermenizi istiyor.
Halid Meşal de sizin AK Parti’ye oy vermenizi istiyor.
Suriye Devrimi de sizin AK Parti’ye oy vermenizi istiyor.
Bakir İzzetbegoviç de sizin AK Parti’ye oy vermenizi istiyor.
28 Şubat Darbe Hukuku mağduru İslamcı mahkûmlar da sizin AK Parti’ye oy vermenizi istiyor.
Ben daha ne diyeyim, bilmiyorum ki.
Şunu diyeyim: Kırım Hanı, o köprüyü tutma vazifesini yerine getirmeyip düşman kuvvetlerinin oradan geçişini seyrederken Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’ya ders verdiğini zannediyordu, ama hem Viyana kapılarında ağır bir şekilde yenilip Güneydoğu Avrupa’da korkunç mevzi kayıplarına uğramamıza sebep oldu hem de kendi tahtını kaybetti.
Kırım Hanı, Merzifonlu’ya ve Osmanlı’ya tepki duymakta haklıydı, ama tepkisini bu şekilde göstermeye hakkı yoktu.
Ümmetin felaketine -hem de asırlar boyunca- yol açabileceğini hesap etmeliydi.
O etmedi veya etti de nefsine yenik düştü.
Bari biz bundan ders alalım ve AK Parti’ye “ders” vereceğiz diyerek ne büyük felaketlere davetiye çıkaracağımızı hesap edelim.
Aman ha, basiret!
Aman ha, feraset!
Sizi seviyorum.
Beraberiz.
Seçimlerden sonra neyin hesabının sorulması gerekiyorsa hep beraber sorarız inşaallah.
Ama şimdi AK Parti’yle safları sıklaştıralım, ne olur.

Link Adresi:
Şimdi de bir resim

Bir de ayet:
İkiyüzlülerin içinde "O her şeye kulak kesiliyor" diyerek Peygamberi incitenler vardır. De ki: "O kulak, Allah'a inanan ve müminlere inanan, sizin için hayırlı olan, içinizden inanan kimselere rahmet olan bir kulaktır." Allah'ın Peygamberini incitenlere can yakıcı azab vardır. (Tevbe Suresi, 61)
İrfan'ın Yorumu:
- Fransa'da bir karikatür dergisi Hz. Peygamberi aşağılayan karikatürler çizdi
- Müslümanlar tarafından birçok kez uyarıldı
- Demokrasi ve özgürlükler adına bu karikatürleri çizmeye devam ettiler
- Daha sonra birkaç müslüman "söz ile uyarılan ve uyarıları dikkate almayan" bu dergi ve çalışanlarına "anlayacakları dilden" cevap verdiler.
- Ve yeni başbakan Amerika'nın bile doğru dürüst temsilci göndermediği bir Paris yürüyüşünde ön saflarda poz verdi.
Bilmiyorum başkalarının elinde nasıl bir terazi var ama bu terazinin bir kefesinde Hz. Peygamber diğer kefesinde de ne olursa olsun, buna "AK Partinin bu seçimlerde muhakkak kazanması lazım" gibi bir argüman da olursa olsun Hz. Peygamber'in incitilmesi müslümanları yaralamıştır. 
Hakan Albayrak bir de bu açıdan baksa iyi olur. Yukarıda yazdığı maddelere "peygamberin incinmesi" ile ilgili bir madde açıp buna da bir değerlendirme yapmasını bekliyoruz...

Serdarın Yorumu:
Hakan Albayrak acaba daha önce sorulması gerekenleri niye daha önce sormadı. Neden korktu, niye  çekiniyor. Allah'ın Kur'an da sorduğu soruları sormak için Seçim Sonrasını beklemek en basit söylemle basiretsizliktir. Bu soruları soranlar ise hainlik ile suçladığını unutmamak lazım. Onun içindir ki Kan kaybetmeye devam edecektir. Çünkü AKP'Lİ kardeşler AKP'Lİ olmayan kardeşlerine kulak vermeyi bıraktılar onları ötekileştirdiler. Servet peşine düştüler ve talanın parçası olmaya çalıştılar.

29 Mayıs 2015 Cuma

Bir resim... Açılışa Bekleriz ...



İrfan'ın yorumu: Seçimler yaklaşırken Cumhurbaşkanı Recep Tayyib Erdoğan'ı açılışlardan açılışlara halkın arasında görünce buraya neden gelmemiş olabilir diye bir sorayım dedim ... 

Kaymakam burda (yani devletin bir memuru)




14 Mayıs 2015 Perşembe

Paşa Paşa Hesap Gününe: Kenan Evren Öldü

12 Eylül darbesinin mimarı Kenan Evren'in cenazesi toprağa verildi. Siyasilerden katılım olmayan cenaze törenine katılmayanlar kadar katılanlar da tartışıldı.
Devlet Mezarlığı'nda toprağa verilen Evren’in cenaze törenine Meclis'teki AKP, CHP, MHP ve HDP’den kimse katılmadı.
Cenaze törenine, Genelkurmay Başkanı Vekili ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Abdullah Atay ile eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Işık Koşaner, eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çevik Bir, eski bakanlardan İsmet Sezgin ile Mehmet Ağar, Fenerbahçe Kulübü 2. Başkanı Nihat Özdemir, eski Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Şen, eski Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak ile Afganistan Türkleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği yöneticileri de katıldı.
Ayrıca törende, Prof. Dr. Celal Şengör'ün “Sana müteşekkiriz. Nur içinde yat komutanım”yazılı çelengi ile Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli Savunma Bakanlığı, Evren ailesi ve Ergenekon Partisi'nin gönderdiği çelenkler dikkat çekti.
Odatv.com

İrfan'ın Yorumu:
12 Eylül 1980 darbesinin mimarı ile ilgili haberleri herkes gibi bizler de takip ettik. Türkiye'de herhalde Evren ve yaptıkları, o dönem ile alakalı yazılmadık bir şey kaldı mı bilmiyorum... O haberleri izlerken iki gazetecinin tavrı çok netti... Birisi televizyonda: "hakkımı helal etmiyorum, Allah rahmet eylesin de demiyorum" derken, bir başkası da "Allah rahmet etsin diyorum" diye tavrını açıkça belli ediyordu...
Yani sevenleri vardı, sevmeyenleri de... O zaman dünya hayatı ile ilgili söylenenler söylendiğine göre öldükten sonraki dönem ile ilgili neler olabileceğine dair bir fikir vermesi açısından sevenlerini ve sevmeyenlerini tatmin edeceğim bir hadisi sizlerle paylaşmakta sakınca görmüyorum. Ahirete, Allah inancına inanmayanlar da en azından 98 yıl yaşamış bir adamın başına gelebilecekleri "bilim kurgu" kafası ile izlemelerini salık veririm...
Biz inananlar için ise zaten sorun yok...
O halde bakalım öldükten sonra neler oluyor, merakla okuyalım ve görelim bakalım...

İmam Ahmed Müsned'de dedi ki: Bize Ebu Muaviye tahdis etti, bize Ahmeş el-Minhal b. Amr'dan tahdis etti, o Zazan'dan, o Bera b. Azib'den şöyle dediğini rivayet etti: 


Rasulullah (s.a) ile birlikte Ensar'dan bir adamın cenazesi için (kabristana) çıktık. Kabre vardığımız vakit henüz lahdi (mezarı) açılmamıştı. Rasulullah (s.a) oturdu biz de onun etrafında oturduk. Sanki başlarımız üzerinde kuşlar konmuş gibi (hareketsiz) idik. Elinde ise ucunu yere hafifçe vurduğu bir de sopa vardı. 

Başını kaldırdı ve: -iki yahut üç defa- kabir azabından Allah'a sığının buyurdu. Sonra şöyle dedi: 

Mümin bir kul artık dünya ile alakası kesilip ahirete yöneldiği zaman üzerine semadan yüzleri güneşi andıran bembeyaz yüzlü melekler iner. Beraberlerinde cennet kefenlerinden bir kefen, cennet kokularından hoş kokular da bulunur. Nihayet onun gözünün görebildiği bir uzaklıkta otururlar. Sonra ölüm meleği gelir ve başının yanında oturur:

Ey hoş nefis! Allah'tan bir mağfirete ve bir rızaya erişmek için çık der. 

Bunun üzerine onun ruhu çıkar ve kırbanın ağzından suyun damlası gibi akar. O melek de o ruhu alır. Onu alır almaz elinde gözkırpacak kadar bir süre dahi kalmadan öbür melekler onu alır, onlar o ruhu güzel kokulu kefene sararlar. Ondan yeryüzünde bulunmuş en hoş misk kokusu gibi bir koku çıkar. O ruhu alıp onunla yükselirler. 

Yer ile gök arasında her bir melek topluluğunun yanından geçtiklerinde mutlaka o melekler: Bu hoş ruh neyin nesidir derler. Onlar: Dünyada iken (insanların) ona verdikleri isimlerinin en güzelini söyleyerek filan oğlu filandır derler. 

Nihayet onu dünya semasına kadar ulaştırırlar. Onun için kapının açılmasını isterler. Kapı ona açılır. Her bir semadan o semanın mukarreb melekleri bir sonraki semaya onu teşyi ederler. Nihayet yedinci semaya ulaşırlar. Bu sefer yüce Allah: Kulumun kitabını illiyinde yazınız ve onu tekrar yere geri döndürünüz. Çünkü ben onları oradan yarattım, oraya iade ederim ve bir defa daha onları oradan çıkartırım buyurur. Bunun üzerine ruhu geri iade edilir. 

Ona iki melek gelip kendisini oturturlar ve ona: Rabbin kim derler. O, rabbim Allah'tır der. 

Ona: Dinin ne derler. O: Dinim İslam'dır der. 

Ona: Aranızda peygamber olarak gönderilen bu adam nedir derler, o: O Allah'ın rasulüdür der. 

Ona: Senin ilmin ne derler, o: Ben Allah'ın kitabını okudum, ona iman edip tasdik ettim der. 

Semadan bir münadi şöyle seslenir: Kulum doğru söyledi. Cennetten ona yaygı serin, cennetten ona elbise giydirin ve ona cennetten bir kapı açın buyurur. Arkasından cennetin esintisinden kokusundan ona gelir, gözünün uzandığı kadar kabri ona genişletilir. Kendisine yüzü güzel, elbisesi güzel, kokusu hoş bir adam gelerek: seni sevindirecek şeyleri müjdeliyorum. Bu sana vadolunan gündür der. 

Ona: Sen kimsin, senin yüzün hayır ile gelen kimselerin yüzü gibidir der. 

O: Ben senin salih amelinim der. Kişi: Rabbim, haydi kıyameti kopar da aileme malıma geri döneyim der.





Kafir kula gelince; 

O dünya ile alakasını koparıp ahirete yöneleceği sırada üzerine semadan beraberlerinde hayvan postları ile birlikte siyah yüzlü melekler iner. Gözünün görebileceği kadar uzak bir yerde otururlar. Arkasından ölüm meleği gelip başı ucunda oturur. 

Ey kötü nefis! Allah'tan bir gazab ve bir öfkeyle çık der. 

Bunun üzerine nefsi (ruhu) cesedine yayılır. 

O demir bir çubuğun ıslak yünden çekildiği gibi o ruhu çekip alır. 

Ruhunu aldıktan sonra bir göz kırpacak kadar dahi bir süre elinde bırakmayarak o ruhu o postların içerisine bırakır. Ondan yeryüzünde bulunmuş en kötü kokmuş bir leşin kokusu gibi bir koku gelir. Melekler o ruhu alıp yukarı çıkarlar. Yanlarından geçtikleri her bir melek grubu mutlaka bu kötü ruh da ne oluyor derler? 

Onlar dünya hayatında iken kendisine verilen isimlerin en çirkinini söyleyerek filan oğlu filandır derler. Sonunda o ruh ile dünya semasına kadar ulaşırlar. Onun için kapının açılması istenir. Ona kapı açılmaz. 

Sonra Rasulullah (s.a) : "Şüphesiz ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, onlar için göğün kapıları açılmaz ve deve iğnenin deliğinden geçinceye kadar cennete girmezler. Biz suçlu-günahkarları işte böyle cezalandırırız" (Araf, 40) buyruğunu okudu. 

Şanı yüce Allah: "Bunun kitabını en alt yerde siccinde yazınız buyurur ve ruhu şiddetli bir şekilde fırlatılır. Sonra Rasulullah (s.a): "Allah'ı birleyen (Hanif)ler olarak, O'na ortak koşmaksızın. Kim Allah'a ortak koşarsa, sanki o gökten düşmüş de onu bir kuş kapıvermiş veya rüzgar onu ıssız bir yere sürükleyip atmış gibidir. (Hacc, 31) buyruğunu okudu. 

Ruhu cesedine iade edilir. Ona iki melek gelerek onu oturturlar. 

Ona: Rabbin kim derler. O: Hı, hı, bilmiyorum der. 

Ona: Dinin ne derler o: Hı, hı bilmiyorum der. 

Ona: Aranızda peygamber olarak gönderilen bu adam nedir derler. O: Hı, hı bilmiyorum der. 

Bunun üzerine semadan bir münadi şöyle seslenir: Kulum yalanlamış idi. Ona cehennemden bir döşek yayınız, ona cehennemden elbise giydiriniz, ona cehenneme açılan bir kapı açınız. Cehenneme oranın sıcağından ve deri gözeneklerinden içeriye işleyen hararetinden gelir. Kabri onun üzerine öyle bir daraltılır ki sonunda kaburga kemikleri birbirine girer. 

Yüzü çirkin, elbisesi çirkin, kötü kokan birisi ona gelerek: Hoşuna gitmeyecek şeyleri sana söyleyeyim. İşte bu (dünyada iken) sana vadolunan gündür der. 

O: Senin yüzün kötülük getirenin yüzüne benziyor, sen kimsin der. O: Ben senin kötü amelinim der. O: Rabbim kıyamet kopmasın der." 



Ben (İbn Teymiyye) derim ki: Bunu Bera b. A'zib'den Zazan'dan başka birileri de rivayet etmiştir ki Adiy b. Sabit, Muhammed b. Ukbe ve Mücahid bunlardandır. [1]] [2]



[1] Abdürrezzak, 6737; İbn Ebu Şeybe, III, 380-382; Ahmed, IV, 287, 288, 295, 296; Tayalisi, 753; Ebu Davud, 4753; İbn Cerir, XIII, 215-218; Hakim, I, 37-40; İbn Hibban -İhsan-, 3117. Hadis meşhur ve sahihtir. Bazıları Zazan'ın Bera'dan hadis dinlememiş olduğunu belirterek illetli olduğunu söylemiş iseler de bu illeti büyük imam İbnül Kayyim Ebu Avane'nin Sahihi'nde Zaza'nın Bera'dan hadis dinlemesinin sabit olduğunu belirtmiş olduğunu söyleyerek reddetmiştir.
[2] (Mecmuul Fetava), V, 439-442.

22 Nisan 2015 Çarşamba

Nükleer Enerji İle İlgili Sorulan Sorular ve Cevaplar

Enerji Nedir

Enerji Nedir
Enerji, bir sistemin ne kadar iş yapabileceğini ve ne kadar ısı yayacağını niceleyen bir durum fonksiyonudur.
Bir sistemin, iş yapabilme yeteneğidir, yani enerji ile iş ya da enerji ile ısı arasında doğrudan bir bağıntı vardır.
Örneklersek; yakıt olarak benzin kullanan bir araç, kullandığı yakıtın bir kısmını hareket enerjisine dönüştürerek, bizi bir yerden bir yere ulaştırıp belli bir miktarda iş yaparken, bu işi yaptığı sırada da, aracın motorunun sıcaklığının yükselmesi sonucu bir miktar ısı enerjisi açığa çıkar. Burada, enerji kaynağı, iş ve ısı arasında bir bağlantı olduğunu görebiliriz. Enerji şekil değiştirmiştir, enerjiye iş yaptırılmış olur.
İnsanlar yıllardır enerjinin verimli olarak kullanılabilmesi için çeşitli enerji dönüşümlerine/çevrimlerine başvurmaktadırlar.
Bunun için yenilenebilir ve yenilenemeyen enerji  kaynaklarından ısı veya iş elde edilmeye çalışılır.
Güneş, rüzgar, hidroelektrik, bioyakıt, fosil yakıtlar gibi daha bir çok kaynağın yanı sıra nükleer enerji de hatırı sayılır bir enerji kaynağıdır. 1 Nisan 2015 günü TBMM'de Sinop'a yapılacak nükleer santrale onay verilmesiyle ile birlikte bu konuyla ilgili biraz bilgi edinmekte fayda var gibi gözüküyor...

Yazının devamını aşağıdaki siteden takip edebilirsiniz:

21 Nisan 2015 Salı

Molla Ömer Bilmecesi

Afganistan İslam Emirliği resmi sitesi shahamat-english.com; liderleri Molla Ömer hakkında bir yazı dizisi yayınladı. Bu yazıyı incanews.com okurları için tercüme etti. 




Molla Muhammed Ömer ‘Mücahit’ 8 yaşında iken, dini eğitimini almak için Deh-Rawud ilçesinde bulunan Shar-i Kohna ilköğretim medresesine başladı. Bu medrese amcası Mevlevi Muhammed Cumma’nın kontrolündeydi ve Molla Muhammed Ömer ‘Mücahit’ ilk eğitimini ondan almaya başladı. Mevlevi Muhammed Enver başta olmak üzere her iki amcası da dini eğitim ve öğreniminde kilit rol oynadılar.



İrfan'ın Yorumu: Molla Ömer ile ilgili derli toplu bir bilgilendirme yapmış site yetkilileri. Faydalı olur kanaatindeyim. 

BİRİNCİ BÖLÜM
http://www.incanews.com/?aType=haber&ArticleID=14469&q=taliban+lideri+biyografi


İKİNCİ BÖLÜM
http://www.incanews.com/ozel-haber/14500/afganistan-islam-emirligi-lideri-molla-omerin-hayati-ve-fikirleri-2-bolum

13 Nisan 2015 Pazartesi

Demokrasi, Oy Kullanmak, Seçimler

Demokrasi, Oy kullanmak, seçimler, belediye seçimleri vs. konular hakkında birkaç dikkat çekici videolar.

Faydası olması ümidi ile








Haziran 7 Seçimleri

Artık geleneksel hale gelen ve hiçbir maliyeti olmayan seçim tahminlerimi şimdiden söyleyebilirim.



AK PARTİ % 46,3



CHP % 23,31



MHP % 14,38



HDP % 9,12



DİĞER % 6,89

yukarıdaki tahminler bana ait. Bir de başka bir şirketin (TVNET) tahminlerini vereyim bakalım neler oluyor.

AK PARTİ % 46-48 arası



CHP % 23-25 arası



MHP % 13-15 arası



HDP % 8,5-9,5 arası



DİĞER % ***


Bu seçimlerde alınacak oy oranlarını tahmin ettim etmesine ama sizi bir yazıyı da okumaya salık veririm.

http://serdarkaramanlibey.blogspot.com.tr/2015/04/ant-icmeye-layk-gorulenler.html

Dün dündür bugün bugündür diyenlere atfedilen yazı ibretlik olsa gerek. 

6 Mart 2015 Cuma

Bir Başka Açıdan IŞİD: Alper Tan'dan ...

Alper Tan'dan IŞİD ile ilgili enteresan tesbitler.

Alper Tan Kimdir: 






Hilafet mi Geliyor ne?

Hilafet Konferansı

İstanbul’da, Hizb-ut Tahrir tarafından “Demokratik Başkanlık Modeli mi, Raşidi Hilafet mi? ” başlıklı konferans düzenlendi. Yurtiçi ve yurtdışından konuşmacıların yer aldığı programda Hilafet’in son merkezi olması nedeniyle İstanbul’un önemine dikkat çekildi.
Programa Türkiye’den İLKAV Başkanı Mehmet Pamak, Mazlum-Der başkanı Cüneyt Sarıyaşar, İmkan-Der Genel Başkanı Murat Özer, Kalem-Der Başkanı Ahmed Kalkan ve Yeni Akit gazetesi yazarı Faruk Köse katıldı.
Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar’ın sunumu ile başlayan konferans, Mısır’dan Mühendis Şerif Zayid, Muhammed Hanefi Yağmur ve Lübnan’dan katılan Ahmed el-Kasas’ın konuşmaları ile devam etti. Dr. İyad Kuneybi ise, Ürdün Hükümeti’nin yurtdışı çıkış yasağı getirmesi nedeniyle programa tele-konferans yöntemiyle katıldı.
Hizb-ut Tahrir lideri Ata b. Halil Ebu’r Raşta tarafından gönderilen mesajda: “Hilâfet, imparatorluk veya krallık olmadığı gibi, cumhuriyet rejimine göre parlamenter veya başkanlık da değildir. Hilâfet, ne Allah’tan başkasının kanun koyduğu demokrasi veya diktatörlük, ne de beşeri sistemlerden herhangi birisi değildir. Hilâfet, kanları, namusları ve malları koruyup zimmete vefa gösterendir. Baskı ve zor kullanarak değil, rıza ve serbest irade ile biat alır. İnsanlar, korkarak ve endişe ile değil, güven içinde ona göçerler.” denildi.


3 Temmuz 2014 Perşembe

Cumhur Başkan mı Kabir Başkan mı ?

Al-Jazeera Türk'de gördüğüm bir haber cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili tebessüm etmemi sağladı. Neden mi ? İlk önce habere bir bakın derim...


Evet. Siz de fark etmişsinizdir. Ekmeleddin İhsanoğlu adlı cumhurbaşkanı adayı cumhurbaşkanlığı adaylığına nasıl koşuyor dersiniz? Mezarları ziyaret ederek. Dört şehre gidip sekiz kabre ziyarette bulunarak ölülerden başlayan bir cumhurbaşkanı adayı ile karşı karşıyayız dersek yanılmış olmayız herhalde.

Çatı aday yerine kabir aday mı deseydik bilmiyorum ki?

Bu haber beni tebessüm ettirdiğinden dolayı lütfedip bloguma alayım dedim...

Her seçimden önce yapmış olduğum tahminlerimi de buradan paylaşarak araştırma şirketlerine nal toplatacak mıyım bir bakayım?

Recep Tayyib Erdoğan: 1. Tur: % 56,42

Ekmeleddin İhsanoğlu: 1. Tur: % 32,13

Selahattin Demirtaş: 1. Tur: % 11,45