İslam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İslam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Mayıs 2015 Perşembe
6 Mayıs 2014 Salı
25 Mart 2014 Salı
Ne Garip Günlerden Geçiyoruz: Allah İçin Seven Topluluktan Ne Kadar da Uzağız
Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"Şüphesiz Allah'ın kullarından öyle insanlar vardır ki
nebi de şehit de olmadıkları halde kıyamet gününde yüce Allah'ın huzurundaki yerleri
dolayısıyla nebiler de şehitler de onlara imrenir. Ashab: Ey Allah'ın Rasulü! Onların
kim olduklarını bize bildirir misin dediler. O: Onlar Allah adına aralarındaki bir
akrabalık, alıp verdikleri bir mal sözkonusu olmamak üzere birbirlerini seven bir
topluluktur. Allah'a yemin olsun şüphesiz onların yüzleri bir nurdur ve muhakkak
onlar da bir nur üzeredirler. İnsanlar korktuklarında onlar korkmayacaklar, insanlar
üzüldüklerinde onlar üzülmeyecekler. Sonra şu: "Haberiniz olsun ki Allah'ın velileri için hiçbir korku yoktur, onlar
üzülecek de değillerdir" (Yunus, 62) buyruğunu okudu." [1]
[1]
Ebu Davud rivayet etmiştir.
İrfan'ın yorumu:
Siyasetle o kadar içli dışlı olunduğu şu zamanlarda imrenilecek insanlara ihtiyaç var. Birbirlerini Allah için seven topluluklara, birbirlerini Allah için seven insanlara ne kadar da ihtiyaç var.
Tecessüsün, gizli sırların araştırıldığı, her şeyin ortaya döküldüğü, "komşunuzun kapısı aralıksa sakın bakmayın, kafanızı eğin geçin" denilen bir topluluktan, kişilerin mahrem görüntülerine, konuşmalarına nasıl geldik?
İlkeler ah ilkeler! Ne de çok ihtiyacımız var İslami ilkelere ya rab!
23 Ocak 2014 Perşembe
Market Duası
İrfan'ın Yorumu:
AMİİİİİİN !
13 Aralık 2013 Cuma
Şehid tahtında Rabbe gülümser: Abdulkadir Molla
Bangladeş'in delikanlısı şehit Abdulkadir Molla'nın idamından önceki son konuşması;
"Suçum Allah'tan başkasına kulluk etmemekti. Bize kulluk et, dediler. Ben de "asın" dedim.
Ben kesinlikle masumum. İslami harekete mensup olduğum için öldürülüyorum. Şehitlik herkese ihsan edilmiş bir kader değildir. Yüce Allah bana şehitlik nasip ederse, kendimi en şanslı olarak düşünürüm. Şehitlik hayatımın en büyük başarısı olacaktır. Benim kanım İslami hareketi ayağa kaldıracak ve otokratların sonunu getirecektir.
Kendim için endişeli değilim. Ben bu milletin ve İslami hareketin akıbeti hakkında endişe duyuyorum. Bildiğim kadarıyla herhangi bir hata veya suç işlemedim. İslami hareket için bütün hayatımı feda ettim.
Yüce Allah'ın lütfuyla başımı hiçbir adaletsizliğe asla eğmeyeceğim. Dünyevi bir makam önünde af ve hayat hakkı aramak asla söz konusu olamaz. Allah, hayat ve ölüm konusunda karar verecek tek güçtür. Kaderimi, Allah belirleyecektir
Ben herhangi birinin kararı gereği idam edilmiyorum. Benim şehitlik zamanım Yüce Allah'ın kararına göre sonuçlandırılac
İrfan'ın Yorumu:
Seyyid Kutuplar nasıl unutulmadı ve eserleri ile ümmetin dirilişine sebeb oldularsa;
Abdulkadir Molla'da unutulmayacak ve eserleri elden ele dolaşacaktır,
Bugün bir şehid kazandık Allah yolunda.....
20 Haziran 2013 Perşembe
Bugün Bir Şehid Kazandık Allah Yolunda
Bugün bir şehid kazandık ALLAH yolunda
Yer yüzünün damarlarına kan verildi
Kurban verdik bu davaya dirilmek için
Bir çocuğun döktüğü süt dişleri gibi
Kurban verdik bu davaya dirilmek için
Bir çocuğun döktüğü süt dişleri gibi
Şehit soluğun olsam senin
Isıtsam dünyanın kutuplarını
Şehit meşalem olsan benim
Işıtsam davamın tüm yollarını
Kanımla sulasam gülleri
Ey şehit yolun yolum oldu benim
Kanımla sulasam gülleri
Ey şehit yolun yolum oldu benim
Soğuk bir kurşun rasladı sıcak kalbine
Akıttığı kanlar kadar yine dirildi
Yer yüzünden fitne küfrü kaldırmak için
Mücadele var oldukça biz varız dedik
Yer yüzünden fitne küfrü kaldırmak için
Mücadele var oldukça biz varız dedik
Şehit soluğun olsam senin
Isıtsam dünyanın kutuplarını
Şehit meşalem olsan benim
Işıtsam davamın tüm yollarını
http://www.haksozhaber.net/ozbek-komutan-mirzabey-suriyede-sehid-dustu-38379h.htm
Yer yüzünün damarlarına kan verildi
Kurban verdik bu davaya dirilmek için
Bir çocuğun döktüğü süt dişleri gibi
Kurban verdik bu davaya dirilmek için
Bir çocuğun döktüğü süt dişleri gibi
Şehit soluğun olsam senin
Isıtsam dünyanın kutuplarını
Şehit meşalem olsan benim
Işıtsam davamın tüm yollarını
Kanımla sulasam gülleri
Ey şehit yolun yolum oldu benim
Kanımla sulasam gülleri
Ey şehit yolun yolum oldu benim
Soğuk bir kurşun rasladı sıcak kalbine
Akıttığı kanlar kadar yine dirildi
Yer yüzünden fitne küfrü kaldırmak için
Mücadele var oldukça biz varız dedik
Yer yüzünden fitne küfrü kaldırmak için
Mücadele var oldukça biz varız dedik
Şehit soluğun olsam senin
Isıtsam dünyanın kutuplarını
Şehit meşalem olsan benim
Işıtsam davamın tüm yollarını
http://www.haksozhaber.net/ozbek-komutan-mirzabey-suriyede-sehid-dustu-38379h.htm
14 Mayıs 2013 Salı
Matematik ve Mucize: Açlık ile ilgili bir hadis daha
Cabir b. Abdullah’ı şöyle derken dinledim:
Hendek kazıldığı zaman Rasulullah (sav)'in açlıktan karnının içe çekilmiş olduğunu gördüm.
Derhal hanımının yanına döndüm ve ona: Sende bir şey var mı? Çünkü ben Rasulullah (sav)’in ileri derecede açlıktan karnının içeriye çekilmiş olduğunu gördüm dedim. O da bana içinde bir ölçek arpa bulunan bir torba çıkardı.
Evimizde beslediğimiz bir de kuzucuğumuz vardı.
Onu kestim, eşim de arpayı öğüttü. Ben bitirince o da işini bitirmişti.
Kuzuyu onun tenceresine parçaladım. Sonra dönüp Rasulullah (sav) e giderken:
Rasulullah (sav) ve onunla birlikte geleceklere karşı beni mahcup etme dedi.
Ben de Rasulullah (sav) e gidip benimle onun arasında gizlice: Ey Allah’ın Rasulü! Biz bir kuzucuğumuz vardı, onu kestik. Eşim de yanımızda bulunan bir ölçek arpayı öğüttü.
Beraberinde birkaç kişi ile birlikte bize buyur dedim. Bunun üzerine Rasulullah (sav) yüksek sesle:
“Ey Hendek ahalisi! Şüphesiz Cabir sizin için bir ziyafet hazırlamış bulunuyor. Haydi hepimiz oraya gidelim”buyurdu.
Ayrıca Rasulullah (sav): “Ben gelmeden sakın tencerenizi indirmeyin ve hamurunuzu pişirmeyin”buyurdu. Ben geldim.
Rasulullah (sav) de ahalinin önünde olduğu halde geldi. Nihayet hanımımın yanına vardım.
O: Başıma neler getirdin diye söylendi.
Ben: Senin bana söylediğini aynen yaptım dedim. Sonra eşim hamurumuzu onun önüne çıkarıp getirdi. O da içine tükürüp bereketlenmesi için dua etti. Sonra tenceremize yöneldi, onun da içine tükürüp bereketlenmesi için dua etti ve: “Ekmek pişirebilecek bir kadın daha çağır da seninle birlikte o da ekmek pişirsin ve tencerenizden kepçe ile al onu (ateşten) indirmeyin”buyurdu.
Onlar bin kişi idiler. Allah adına yemin ediyorum hepsi yeyip onu bırakıp geri çekildiler. Tenceremiz ise olduğu gibi kaynıyor, kaynadığı duyuluyordu, hamurumuz da –yahud Dahhak’ın dediği gibi- ekmek olarak pişirildiği halde olduğu gibi duruyordu
Hadisin kaynakları ile tam metni:
5283-141/3-
Bana Haccac b. eş-Şair tahdis etti, bana Dahhak b. Mahled, önce bana arzetmiş
olduğu, sonra 10,26
okuduğu bir yapraktan tahdis edip dedi ki: Bunu bize Hanzala b. Ebu Süfyan
haber verdi, bize Said b. Mîna tahdis edip dedi ki: Cabir b. Abdullah’ı şöyle
derken dinledim: Hendek kazıldığı zaman (R)’in açlıktan karnının içe çekilmiş
olduğunu gördüm. Derhal hanımının yanına döndüm ve ona: Sende bir şey var mı?
Çünkü ben (R)’in ileri derecede açlıktan karnının içeriye çekilmiş olduğunu
gördüm dedim. O da bana içinde bir ölçek arpa bulunan bir torba çıkardı.
Evimizde beslediğimiz bir de kuzucuğumuz vardı. Onu kestim, eşim de arpayı
öğüttü. Ben bitirince o da işini bitirmişti. Kuzuyu onun tenceresine
parçaladım. Sonra dönüp (R)’e giderken: (R) ve onunla birlikte geleceklere
karşı beni mahcup etme dedi. Ben de (R)’e gidip benimle onun arasında gizlice:
Ey Allah’ın Rasulü! Biz bir kuzucuğumuz vardı, onu kestik. Eşim de yanımızda
bulunan bir ölçek arpayı öğüttü. Beraberinde birkaç kişi ile birlikte bize
buyur dedim. Bunun üzerine (R) yüksek sesle: “Ey Hendek ahalisi! Şüphesiz Cabir sizin için bir ziyafet hazırlamış
bulunuyor. Haydi hepimiz oraya gidelim”buyurdu. Ayrıca (R): “Ben gelmeden sakın tencerenizi indirmeyin
ve hamurunuzu pişirmeyin”buyurdu. Ben geldim. (R) de ahalinin önünde olduğu
halde geldi. Nihayet hanımımın yanına vardım. O: Başıma neler getirdin diye söylendi.
Ben: Senin bana söylediğini aynen yaptım dedim. Sonra eşim hamurumuzu onun önüne
çıkarıp getirdi. O da içine tükürüp bereketlenmesi için dua etti. Sonra tenceremize
yöneldi, onun da içine tükürüp bereketlenmesi için dua etti ve: “Ekmek pişirebilecek bir kadın daha çağır da
seninle birlikte o da ekmek pişirsin ve tencerenizden kepçe ile al onu (ateşten)
indirmeyin”buyurdu.
Onlar bin kişi
idiler. Allah adına yemin ediyorum hepsi yeyip onu bırakıp geri çekildiler. Tenceremiz
ise olduğu gibi kaynıyor, kaynadığı duyuluyordu, hamurumuz da –yahud Dahhak’ın dediği
gibi- ekmek olarak pişirildiği halde olduğu gibi duruyordu. [1]
Açlık Ah Açlık ! Bir Hadis
Bir gün yahut bir gece Rasulullah (sav) dışarı çıktı. Ebu Bekir ve Ömer (r.anhuma) ile karşılaşınca:
“Bu saatte sizin evinizden çıkmanıza sebeb olan ne” buyurdu.
İkisi de: Açlık ey Allah’ın Rasulü dediler.
O: “Nefsim elinde olana yemin ederim ki sizin dışarı çıkmanıza sebeb teşkil eden şey ne ise beni de dışarı çıkardı. Haydi kalkın” buyurdu.
Onlar da onunla birlikte kalktılar. Ensar’dan bir adamın yanına gitti. O adamın evinde olmadığını gördüler. Evin hanımı onu görünce: Merhaba, hoş sefa geldiniz dedi. Rasulullah (sav) hanıma: “Filan kişi nerede”diye sordu. Kadın: Bize biraz tatlı su almak için gitmişti dedi. Derken ensardan olan o zat geldi.
Rasulullah (sav)'e ve iki arkadaşına baktıktan sonra:
Elhamdülillah, bugün misafirleri benden daha şerefli hiçbir kimse yoktur dedi. Sonra gidip meyveleri arasında koruk hurma, kuru hurma ve taze hurma da bulunan bir hurma salkımı getirdi ve bundan yeyin dedi. Bıçağı da eline aldı.
Rasulullah (sav) ona: “Sakın sağmal bir hayvanı kesmeyesin” buyurdu.
Onlara bir koyun kesti. Koyundan ve o salkımdan yediler, içtiler. Karınları doyup suya da kandıkları zaman Rasulullah (sav) Ebu Bekir ve Ömer (r.anhuma)’ya:
“Nefsim elinde olana yemin ederim ki kıyamet gününde bu pek büyük nimetlerden sorgulanacaksınız.
Açlık sizi evinizden dışarıya attı. Sonra da bu nimetlerden yeyip içmeden geri dönmediniz”buyurdu
Hadisin Tam Metni ve Kaynakları
5281-140/1- Bize Ebu Bekr b. Ebu Şeybe tahdis etti bize Halef b. Halife, Yezid b. Keysan’dan tahdis etti, o Ebu Hâzim’den, o Ebu Hureyre (r.a)’dan şöyle dediğini rivayet etti: Bir gün yahut bir gece (R) dışarı çıktı. Ebu Bekir ve Ömer (r.anhuma) ile karşılaşınca: “Bu saatte sizin evinizden çıkmanıza sebeb olan ne”buyurdu. İkisi de: Açlık ey Allah’ın Rasulü dediler. O: “Nefsim elinde olana yemin ederim ki sizin dışarı çıkmanıza sebeb teşkil eden şey ne ise beni de dışarı çıkardı. Haydi kalkın”buyurdu. Onlar da onunla birlikte kalktılar. Ensar’dan bir adamın yanına gitti. O adamın evinde olmadığını gördüler. Evin hanımı onu görünce: Merhaba, hoş sefa geldiniz dedi. (R) hanıma: “Filan kişi nerede”sordu. Kadın: Bize biraz tatlı su almak için gitmişti dedi. Derken ensardan olan o zat geldi. (R)’e ve iki arkadaşına baktıktan sonra: Elhamdülillah, bugün misafirleri benden daha şerefli hiçbir kimse yoktur dedi. Sonra gidip meyveleri arasında koruk hurma, kuru hurma ve taze hurma da bulunan bir hurma salkımı getirdi ve bundan yeyin dedi. Bıçağı da eline aldı. (R) ona: “Sakın sağmal bir hayvanı kesmeyesin”buyurdu. Onlara bir koyun kesti. Koyundan ve o salkımdan yediler, içtiler. Karınları doyup suya da kandıkları zaman (R) Ebu Bekir ve Ömer (r.anhuma)’ya: “Nefsim elinde olana yemin ederim ki kıyamet gününde bu pek büyük nimetlerden sorgulanacaksınız. Açlık sizi evinizden dışarıya attı. Sonra da bu nimetlerden yeyip içmeden geri dönmediniz”buyurdu. [1]
3 Mayıs 2013 Cuma
İki İlah
Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de
düzeni bozulurdu.
Demek ki, Arş’ın Rabbi Allah, onların nitelemelerinden
uzaktır, yücedir.
(Enbiya, 22)
Varlığın realitesinden kaynaklanan evrensel bir kanıt vardır:
"Eğer yerde ve gökte Allah'dan başka ilahlar olsaydı yerin ve göğün düzeni altüst olurdu."
"Evren, bütün parçalarını birbirine bağlayan, tüm parçalarını bir ölçüye göre düzenleyen, bu parçalar ile düzenli bütünün hareketleri arasında bir ahenk oluşturan tek ve değişmez bir yasalar sistemine dayanmaktadır.
Bu tek ve değişmez yasa, tek ve ortaksız bir ilahın biricik iradesinin ürünüdür. Eğer birden çok ilah olsaydı iradeler de birden fazla olacaktı. Bunun sonucu olarak da yasalar sistemi de birden fazla olacaktı.
Çünkü irade, irade sahibi zatın belirtisidir. Yasa sistemi de etkin iradenin belirtisidir. Evrenin bütün parçaları arasında bir ahenk oluşturan, sistemini, hedefini ve hareket tarzını yönlendiren birlik unsuru olmasaydı, ahengin ortadan kalkmasından dolayı anarşizm ve bozulmuşluk egemen olacaktı.
Bu ahengi en aşırı ateistler bile inkâr edemezler. Çünkü bu somut bir realitedir.
Hiç kuşkusuz varlık bütününü yönlendiren tek yasalar sisteminden gelen mesajları algılayabilen bozulmamış bir fıtrat, fıtratın gereği olarak bu yasalar sisteminin birliğine, bu sistemi oluşturan iradenin birliğine ve yapısında bir bozulmuşluk, hareket tarzında bir boşluk bulunmayan düzenli ve uyumlu evrenin planlayıcısının, yaratıcısının birliğine tanıklık edecektir:
"Arş'ın Rabb'i olan Allah, o müşriklerin asılsız yakıştırmalarından münezzehtir."
Onlar yüce Allah'ı birtakım ortakları olduğunu varsayarak nitelendiriyorlardır. Her şeyden üstün ve her şeye egemen, "Arş'ın Rabbi" olan Allah, onların bu nitelemesinden uzaktır.
Arş; mülkün, egemenliğin ve yüceliğin sembolüdür. Yüce Allah onların dediklerinden uzaktır, yücedir. Nizamı ile, boşluk ve bozulmuşluktan uzak oluşu ile, varlık bütünü, onların bu sözlerini yalanlamaktadır.
(Seyyid Kutub) (Allah'ın Rahmeti ona)
22 Nisan 2013 Pazartesi
20 Nisan 2013 Cumartesi
Sözünde Durmayanlarla İlgili Bir Hatırlatma
Rasulullah (s.a.v) buyurdu ki:
"Allah kıyamet gününde ilkleri ve sonrakileri bir araya getirip toplayacağı zaman sözünde durmayan herkes için bir sancak yükseltilecek ve: İşte bu filan oğlu filanın sözünde durmayışının alametidir, denilecek"
Hadis'in tam metni ve kaynak aşağıdadır:
4504-9/1- Bize
Ebu Bekr b. Ebu Şeybe tahdis etti, bize Muhammed b. Bişr ve Ebu Üsame tahdis etti.
(H.) Bana Züheyr b. Harb ve Ubeydullah b. Said -yani Ebu Kudame es-Serahsi- tahdis edip (Ebu
Usame ile) dedi ki: Bize Yahya -ki o el-Kattan'dır- tahdis etti, hepsi Ubeydullah'dan
rivayet etti. (H.) Bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr -lafız ona ait olmak üzere-
de tahdis etti, bize babam tahdis etti, bize Ubeydullah, Nafi'den tahdis etti, o
İbn Ömer'den şöyle dediğini rivayet etti: (Rasulullah): "Allah kıyamet gününde ilkleri ve sonrakileri bir araya getirip toplayacağı
zaman sözünde durmayan herkes için bir sancak yükseltilecek ve: İşte bu filan oğlu
filanın sözünde durmayışının alametidir, denilecek" buyurdu. [1]
[1]
Ebu Bekr b. Ebu Şeybe ve Muhammed b. Abdullah b. Numeyr'in rivayetlerini Müslim
yalnız başına rivayet etmiştir; (T), 7862, 7996, 8100; Züheyr b. Harb'ın rivayetini
Buhari, 6177 -muhtasar olarak-; (T), 8166'da rivayet etmişlerdir.
10 Nisan 2013 Çarşamba
Boşu Boşuna mı Yaratıldık ? Boşu Boşuna mı Yaratıldı Her Şey ?
"Muhakkak göklerin ve yerin yaratılışında,
gece ile gündüzün değişip durmasında elbette akıl sahipleri için deliller vardır.
Onlar ki ayakta iken, otururken, yanları üstünde (yatar) iken daima Allah'ı anar,
göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler ve: Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın.
Sen münezzehsin. Bizi ateş azabından koru. Rabbimiz şüphe yok ki sen kimi ateşe
sokarsan onu hakir kıldın demektir, zulmedenlerin de hiçbir yardımcıları yoktur.
Rabbimiz biz: Rabbinize iman edin diye imana çağıran bir davetçiyi işittik ve iman
ettik. Rabbimiz günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Ruhumuzu da iyilerle
birlikte al. Rabbimiz bize peygamberlerin aracılığı ile vaadettiğini de ver. Kıyamet
gününde bizi rüsvay etme. Şüphe yok ki sen vaadinden dönmezsin derler.
Nihayet rableri dualarına: İçinizden gerek erkek
gerek kadın olsun (salih) işleyenin amelini karşılıksız bırakarak boşa çıkarmayacağım.
Kiminiz kiminizdensiniz. Artık hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, benim
yolumda işkence görenlerin, savaşan ve öldürülenlerin elbette günahlarını örteceğim
ve andolsun ki onları -Allah'tan güzel bir mükafat olmak üzere- altından ırmaklar
akan cennetlere sokacağım. Mükafatların en güzeli Allah nezdindedir diye karşılık
verdi." (Ali İmran, 190-195)
30 Mart 2013 Cumartesi
Mezartaşı Güzellemeleri

Artık buraya takılıyorum... Beni hesaptan düşün
Bir sabah bir uyandım, dünya yok
Dün gece 2,30 sularında suları kesildi ömrün.
Delil yetersizliğinden beraat edince çok sevindi. Kalp yetersizliğinden gitti
Karnında fazla su vardı,
Adalelerinde kireçlenme,
Böbreklerinde kum,
Kanında da demir fazlalığı
Beton gibiydi, ama öldü
Çapkın bir adamın mezar taşı, Artık karısı geceleri nerede olduğunu biliyor.
Kredi borcuna girenin mezar taşı...Allah taksitlerin affetsin
Politikacının mezar taşı...İnsanlar ölünce en son kalbi durur,Onun dili durdu
Doktor hatasından ölen hastanın mezar taşı
Sevgili doktorum. Seni ikinci yaşamımda...Dört gözle bekliyorum
Mutsuz bir kocanın mezar taşı Bu onun ikinci ölümü, Birincisi onun evlendiği gündü
Futbolcunun mezar taşı... Hiç istemediği bir deplasmana gitti ama dönemedi
Vatanseverin mezar taşı; Kişi başına düşen milli gelir artsın diye yaşamına son verdi
Kim demiş kırmızı ışıkta geçilmez diye? Rahmetli geçerdi.
Hayatımı kaybettim, hükümsüzdür
Rahmetli kayıkçıydıSon yolculuğunu imamın kayığıyla yaptı
Yaşam tehlikeli bir şey...Sonu ölmekle bitiyor
Düşünüyordu...O halde yok edilmeliydi
‘’Atın ölümü arpadan olsun’’ derdi...Bira içerken öldü
Herkese Kansız herif derdi...Kan Kaybından gitti
Kendine ait bir toprağı olsun isterdi...Sonunda muradına erdi
Azrail mirasçıların sabrını ölçtü...96 yaşında öldü
21 Şubat 2013 Perşembe
Borcunuz mu Var ?
4086-120/3- Bize
Muhammed b. Beşşar b. Osman el-Abdi tahdis etti, bize Muhammed b. Cafer tahdis etti,
bize Şu’be, Seleme b. Kuheyl’den tahdis etti, o Ebu Seleme’den, o Ebu Hureyre’den
şöyle dediğini rivayet etti:
Bir adamın Rasulullah’ın üzerinde bir hakkı (alacağı) vardı.
Bu sebeble ona kaba bazı sözler söyledi.
Rasulullah'ın ashabı da ona karşı çıkmak istediler.
Bunun üzerine Rasulullah:
“Şüphesiz hak sahibinin
söz söyleme hakkı vardır” buyurdu.
Sonra ashabına: “Bu adam için (uygun) yaşta bir deve satın alın ve o deveyi buna verin”buyurdu.
Ashab: Biz ancak onun devesinin yaşından daha değerli yaşta bir deve bulabiliyoruz
deyince
Allah Rasulü: “O halde onu alın ve
onu bu adama verin.
Çünkü şüphesiz sizin en hayırlılarınızdan birisi –yahut en hayırlınız- borcunu en iyi şekilde ödeyeninizdir”buyurdu.
Buhari, 2305, 2306, 2390, 2392 –buna yakın-, 2393, 2606, 2609, 2401; Tirmizi, 1316
–muhtasar olarak-, 1317; Nesai, 4632, 4707; İbn Mace, 2423; (T), 14963
12 Şubat 2013 Salı
Muhammed Kutub'dan Bir Enstantane
Uzun bir zamandan
beri henüz ben daha gençken Rasulullah'ın şu hadisleri üzerinde durup düşünüyordum:
Rasulullah bir hadisinde: "Sizden kim bir münker görürse onu eli ile
değiştirsin. Gücü yetmeyen dili ile, gücü yetmeyen kalbi ile (değiştirsin) ve o
imanın en zayıf halidir." (Buhari, Müslim)
Yine aynı doğrultuda Allah Rasulü:
"Eli ile onlara karşı cihad eden mü'mindir,
dili ile onlara karşı cihad eden mü'mindir, kalbi ile onlara karşı cihad eden mü'mindir.
Ama bunun ötesinde iman namına bir hardal tanesi dahi yoktur." (Müslim)
Bu oldukça güçlü
bir şekilde beni durup düşünmeye itiyordu. Rasulullah bu hale bile cihad ve münkeri değiştirmek
adını veriyordu. Halbuki bu sadece kalbin içinde olan bir şeydi. Değiştirilmesi
istenen vakıadan hiçbir şeyi değiştirmiyordu.
Anlayışım büyüyüp
deneyimlerim artınca hadisin ihtiva ettiği anlamlardan bana gizli kalan bazı hususları
da anladım.
Ordu savaşta yenilebilir. Geri de çekilebilir. Düşman bazı hallerde onu savaş alanının dışına çıkmak zorunda dahi bırakabilir... Evet ama ortada son bir kale daha vardır.
Yeniden savaşa başlama fırsatını buluncaya kadar bu kalenin içine sığınarak korunur... Kendisi bu kalesinde sığınıp onu düşmana teslim etmediği sürece o cihad halindedir.
Çünkü hâlâ bir asker olarak kendisini korumakta, hâlâ savaşa hazır bir halde beklemektedir. Ama o kaleyi teslim etti mi işte biter ve artık kurtuluşu olmayan bozgun ve yenilgi ortaya çıkar.
(Muhammed Kutub, Müslümanlar ve Küresellik kitabından)
8 Şubat 2013 Cuma
7 Şubat 2013 Perşembe
24 Ocak 2013 Perşembe
Bir Hadis
Ömer b.
el-Hattâb |Rivayete göre,
Bir kere
minber üzerinde hutbe irat ederken Resulullah (sav)'in:
"Hıristiyanların
Meryem oğlu İsa’yı bâtıl üzere övdükleri gibi siz de beni övmekte aşırıya
kaçmayınız! Şüphesiz ki, ben bir kulum. Binaenaleyh bana: Allah'ın kulu ve
O'nun resulü, deyiniz!" buyurduğunu işittim, demiştir.
(Buhari /
Enbiya Babı /48)
20 Ocak 2013 Pazar
26 Eylül 2012 Çarşamba
Suriye İçin Ne Dediler?
İrfan'ın Yorumu:
Suriye meselesi yürekleri yaralamaya devam ediyor. Zalime karşı omuz omuza olması gereken müslümanların bu konuda söyleyecekleri sözler, alacakları tavırlar önemli. Tarih bu konuda zalimin yanında yer alanları zaten yazıyor. Bir de susanlar var...
Onlar susmaya devam etsinler.
Televizyonlarında din hakkında ahkam kesmeyi biliyorlar ama zalime karşı bir kelime etmeyi beceremiyorlar.
İslami kaynaklarda en itibarsız görüşleri bir çöpçü gibi eşeleyip eşeleyip ümmete yeni fikirlermiş gibi sunmayı beceren bu hoca(!)lara bizim elbette söyleyeceklerimiz var ve olacaktır da...
Ama konuşanlar, yazanlar, görüş beyan edenler de var. İşte Haksöz dergisinin 257-258. sayısında bir soruşturma var ve konu Suriye. Bu sayıyı alıp müslümanların ileri gelenlerinin kanaatlerini okuyabilirsiniz. Burada sadece bir kısmının bazı bölümlerini aldım.
Kanaat belirtenlerin tamamı ise: Abdurrahman Koç, Adnan İnanç, Ahmet Faruk Ünsal, Ahmet Kaya, Ahmet Varol, Ahmet Yıldız, Asım Gültekin, Bülent Yıldırım, Bünyamin Doğruer, Celal Sancar, Davut Güler, Ersoy Dede, Feriduddin Aydın, Fırat Toprak, Gülşen D. Özer, Harun Ünal, Hüsnü Yazgan, Kazım Sağlam, M. Fesih Kaya, Mahmut Kar, Mehmet Ballı, Mehmet Göktaş, Mehmet Şahin, Mustafa Özcan, Mustafa Sibel, Nehir A. Gökduman, Nuri Yılmaz, Osman Atalay, Ömer Ekşi, Ramazan Kayan, Ramazan Yazçiçek, Sait Şahin, Salih Serdar, Selahattin E. Çakırgil, Serdar Demirel, Süleyman Aslantaş, Turgay Aldemir, Yalçın İçyer, Yıldız Ramazanoğlu.
Bunlar fikir beyan edenler. Bir de fikrini bilemediklerimiz var: Mustafa İslamoğlu gibi. "Dilsiz şeytan" hadisinin sahihliğini bir araştırsın bu kıymetli hocamız ondan sonra da susmaya devam etsin!
Abdurrahman Koç / Garip-Der
"Türkiyeli müslümanlar olarak Suriye meselesine ilişkin bundan sonrası için zalime karşı tavrımızda asla değişiklik yapmadan karşı durmalı ve zalim kafirin helak olması için elimizden ne geliyorsa ardımıza koymamalıyız. Aksi taktirde duyarsız kalırsak Allah'a karşı sorumluluğumuzu yerine getirmemiş olur ve bir ömür boyu vicdan azabı ile karşı karşıya kalırız..."
Adnan İnanç
"Suriye'de yaşananlar söz konusu olduğunda, İran'ın hangi gerekçelerle nasıl bir tavır geliştirmekte olduğu hususu da gündeme gelmektedir. Doğrusu şu sorunun önemsenmesi gerektiğini düşünüyorum: Bugün İran'ı suçlamak en çok kimi memnun eder, kime fayda sağlar? Buradan İran'ın Suriye politikasını desteklediğimiz anlamı asla çıkarılmamalı. İran'ın Suriye politikasını kabul edmiyor, doğru bulmuyor ve tümden reddediyoruz. İran'ın öne sürdüğü kendine özgü gerekçelerini de kabul edilir bulmuyoruz..."
Ahmet Faruk / Mazlum-Der
"Suriye konusuna gelince, Suriye halkının birbuçuk yıl önce barışçı gösterilerle ortaya koyduğu taleplerin tamamı haklı, meşru ve saygıdeğer taleplerdir. Halkın istekleri kısaca, yeni anayasa, ceza yasasında değişiklik, siyasal katılım kanallarının açılması, özgür basın, genel af, siyasi, ekonomik ve bürokratik imtiyazların dar bir çevre tarafından kullanılmasına tepki, diasporada yaşayan iki milyon Suriyeliye dönüş hakkı, Hama katliamı sorumlularının yargılanması, serbest ve özgür genel seçimler, güvenlik saplantılı muhaberat ve ispiyonaj rejiminin tadili, kürtlerin vatandaşlık hakkı vs gibi akıl ve vicdan sahibi herkesin rahatlıkla destekleyeceği, arkasında duracağı taleplerdir..."
Ahmet Kaya / Fıtrat Haber
"Türkiye sınırları içinde yaşayan bütün İslami çevrelerin Suriye'deki katliama ve zulme karşı ortak bir ses olarak tavır koymasını sağlamaya çalışmak yapılacak en olumlu amel olacaktır. Daha çok gündemde tutmak, daha fazla ihtimam göstermek zorundayız. Acıları kendi acılarımız gibi hissetmek adına vicdanımızı daha çok muhasebeye tabi tutmalıyız..."
Ahmet Varol / Gazeteci-Yazar
"Bence İslami duyarlılıklarını, çizgilerini ve tavırlarını Kur'an-ı Kerim'in verdiği mesajlara ve ortaya koyduğu ilkelere göre belirleyenler Suriye direnişi karşısında iyi bir sınav vermişlerdir. Sınavı kaybedenler Kur'an'ın verdiği mesajları, önümüze koyduğu ilkeleri anlamak, o ilkelere göre tavır belirlemek yerine birilerinin siyasetlerini haklı çıkarma telaşı içine düşenlerdir."
Bülent Yıldırım / İHH
"Bütün gücümüzle Suriye halkının yanında yer almalıyız. Onlara her türlü yardım ve desteği sağlamalıyız..."
Kazım Sağlam / Medeniyet
"Her zaman ve her yerde mazlumun yanında, zalimin karşısında olmalıyız. Milli menfaatler, uluslararası ilişkiler, derin siyasi ve stratejik analizler yaparak zulmün karşısında susmak mümine yakışmaz, dolayısı ile bize de yakışmaz..."
Suriye meselesi yürekleri yaralamaya devam ediyor. Zalime karşı omuz omuza olması gereken müslümanların bu konuda söyleyecekleri sözler, alacakları tavırlar önemli. Tarih bu konuda zalimin yanında yer alanları zaten yazıyor. Bir de susanlar var...
Onlar susmaya devam etsinler.
Televizyonlarında din hakkında ahkam kesmeyi biliyorlar ama zalime karşı bir kelime etmeyi beceremiyorlar.
İslami kaynaklarda en itibarsız görüşleri bir çöpçü gibi eşeleyip eşeleyip ümmete yeni fikirlermiş gibi sunmayı beceren bu hoca(!)lara bizim elbette söyleyeceklerimiz var ve olacaktır da...
Ama konuşanlar, yazanlar, görüş beyan edenler de var. İşte Haksöz dergisinin 257-258. sayısında bir soruşturma var ve konu Suriye. Bu sayıyı alıp müslümanların ileri gelenlerinin kanaatlerini okuyabilirsiniz. Burada sadece bir kısmının bazı bölümlerini aldım.
Kanaat belirtenlerin tamamı ise: Abdurrahman Koç, Adnan İnanç, Ahmet Faruk Ünsal, Ahmet Kaya, Ahmet Varol, Ahmet Yıldız, Asım Gültekin, Bülent Yıldırım, Bünyamin Doğruer, Celal Sancar, Davut Güler, Ersoy Dede, Feriduddin Aydın, Fırat Toprak, Gülşen D. Özer, Harun Ünal, Hüsnü Yazgan, Kazım Sağlam, M. Fesih Kaya, Mahmut Kar, Mehmet Ballı, Mehmet Göktaş, Mehmet Şahin, Mustafa Özcan, Mustafa Sibel, Nehir A. Gökduman, Nuri Yılmaz, Osman Atalay, Ömer Ekşi, Ramazan Kayan, Ramazan Yazçiçek, Sait Şahin, Salih Serdar, Selahattin E. Çakırgil, Serdar Demirel, Süleyman Aslantaş, Turgay Aldemir, Yalçın İçyer, Yıldız Ramazanoğlu.
Bunlar fikir beyan edenler. Bir de fikrini bilemediklerimiz var: Mustafa İslamoğlu gibi. "Dilsiz şeytan" hadisinin sahihliğini bir araştırsın bu kıymetli hocamız ondan sonra da susmaya devam etsin!
Abdurrahman Koç / Garip-Der
"Türkiyeli müslümanlar olarak Suriye meselesine ilişkin bundan sonrası için zalime karşı tavrımızda asla değişiklik yapmadan karşı durmalı ve zalim kafirin helak olması için elimizden ne geliyorsa ardımıza koymamalıyız. Aksi taktirde duyarsız kalırsak Allah'a karşı sorumluluğumuzu yerine getirmemiş olur ve bir ömür boyu vicdan azabı ile karşı karşıya kalırız..."
Adnan İnanç
"Suriye'de yaşananlar söz konusu olduğunda, İran'ın hangi gerekçelerle nasıl bir tavır geliştirmekte olduğu hususu da gündeme gelmektedir. Doğrusu şu sorunun önemsenmesi gerektiğini düşünüyorum: Bugün İran'ı suçlamak en çok kimi memnun eder, kime fayda sağlar? Buradan İran'ın Suriye politikasını desteklediğimiz anlamı asla çıkarılmamalı. İran'ın Suriye politikasını kabul edmiyor, doğru bulmuyor ve tümden reddediyoruz. İran'ın öne sürdüğü kendine özgü gerekçelerini de kabul edilir bulmuyoruz..."
Ahmet Faruk / Mazlum-Der
"Suriye konusuna gelince, Suriye halkının birbuçuk yıl önce barışçı gösterilerle ortaya koyduğu taleplerin tamamı haklı, meşru ve saygıdeğer taleplerdir. Halkın istekleri kısaca, yeni anayasa, ceza yasasında değişiklik, siyasal katılım kanallarının açılması, özgür basın, genel af, siyasi, ekonomik ve bürokratik imtiyazların dar bir çevre tarafından kullanılmasına tepki, diasporada yaşayan iki milyon Suriyeliye dönüş hakkı, Hama katliamı sorumlularının yargılanması, serbest ve özgür genel seçimler, güvenlik saplantılı muhaberat ve ispiyonaj rejiminin tadili, kürtlerin vatandaşlık hakkı vs gibi akıl ve vicdan sahibi herkesin rahatlıkla destekleyeceği, arkasında duracağı taleplerdir..."
Ahmet Kaya / Fıtrat Haber
"Türkiye sınırları içinde yaşayan bütün İslami çevrelerin Suriye'deki katliama ve zulme karşı ortak bir ses olarak tavır koymasını sağlamaya çalışmak yapılacak en olumlu amel olacaktır. Daha çok gündemde tutmak, daha fazla ihtimam göstermek zorundayız. Acıları kendi acılarımız gibi hissetmek adına vicdanımızı daha çok muhasebeye tabi tutmalıyız..."
Ahmet Varol / Gazeteci-Yazar
"Bence İslami duyarlılıklarını, çizgilerini ve tavırlarını Kur'an-ı Kerim'in verdiği mesajlara ve ortaya koyduğu ilkelere göre belirleyenler Suriye direnişi karşısında iyi bir sınav vermişlerdir. Sınavı kaybedenler Kur'an'ın verdiği mesajları, önümüze koyduğu ilkeleri anlamak, o ilkelere göre tavır belirlemek yerine birilerinin siyasetlerini haklı çıkarma telaşı içine düşenlerdir."
Bülent Yıldırım / İHH
"Bütün gücümüzle Suriye halkının yanında yer almalıyız. Onlara her türlü yardım ve desteği sağlamalıyız..."
Kazım Sağlam / Medeniyet
"Her zaman ve her yerde mazlumun yanında, zalimin karşısında olmalıyız. Milli menfaatler, uluslararası ilişkiler, derin siyasi ve stratejik analizler yaparak zulmün karşısında susmak mümine yakışmaz, dolayısı ile bize de yakışmaz..."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












