1 Mart 2015 Pazar

Usta, Usta Diye İnleyeceğine: İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış ve İlkbahar

Filmin Adı: İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış ... ve İlkbahar

Orjinal Adı: Spring, Summer, Fall, Winter... and Spring 

Bom yeoreum gaeul gyeoul geurigo bom


2003 - Almanya ,  GüneyKore
Dram
103 Dak.
Kim Ki-duk

Filmin Konusu ve Detaylar:

Konusu

Film mevsimlerin isimlerinden oluşan 5 bölümden oluşur. Filmde mevsimler arasında 10-20 yıllık süreler geçirilerek çırak budist keşişin hayatı anlatılır. Filmde küçük keşişe verilen Budizm öğretisi üzerinden hayat dersleri verilirken, her bölümde çeşitli Budizm imge ve simgeleri kullanılır. Filmde çok az diyalog vardır.

İlkbahar

Filmin ilk sahnesi ilkbahar mevsimiyle beraber Kore dağları arasında yer alan bir gölde yüzen Budist manastırda başlar. Manastır odaları duvarsız kapılardan oluşmuştur. İçeride Buda heykelleri, tütsü ve duvarda Budizm ile ilgili resimler vardır. Çırak keşiş ve ustası günlerini dua ederek ve meditasyon yaparak bu manastırda geçirir. Küçük çırak köpek yavrusu ile oynar. İkisi beraber bir sandal ile göl kıyısına geçer yürüyüş yapar ve bitki toplarlar. Bir gün çırak keşiş bir balığı yakalar ve iple taşa bağlar. Balığın taştan dolayı yüzememesi çocuğu güldürür. Ardından benzer şekilde bir kurbağayı ve son olarak bir yılanı iple taşa bağlar ve eğlenir. Usta keşiş, çırak keşişi hayvanlara bu eziyeti yaparken gizliden izlemektedir. Gece çırak keşiş uyuduğu bir sırada ustası onun da sırtına iple bir taş bağlar. Sabah taşın ağırlığı ile uyanan çırak keşiş yürümekte zorlanır ve ustasından taşı çıkarmasını ister. Ustası "Hayvanlara yaptığın eziyeti sen de yaşayacaksın ve hayvanlardan birinin ölmesi halinde "bir ömür boyu yüreğinde taş taşıyacaksın" der. Çırak keşiş sırtında taşla hayvanları bulmak için ormana gider. İlk işkence yaptığı balık ölmüştür ve bu ölümden dolayı ağlar. İkinci olarak kurbağayı bulur ve hayvanın yaşadığını görünce sevinir ve taşı çözerek kurbağayı serbest bırakır. Son olarak yılanın bulunduğu yere gider ancak yılan da ölmüştür. Çırak keşiş büyük bir üzüntü ile ağlamaya başlar.

Yaz

Çırak keşiş artık genç bir erkektir ve bir yaz günü orman yolunda bir kadın ve kızı ile karşılaşır. (Anne ve kızın giydiği kıyafetler filmin modern zamanda geçtiğini gösterir). Çırak keşişi anne ve kızı sandala bindirerek manastıra ustasının yanına götürür. Anne, usta keşişten kızını iyileştirmesini ister. Usta keşiş teklifi kabul eder ve anne manastırdan ayrılır. Genç kadın hiç konuşmaz, günlerini manastırda dinlenerek ve ibadet ederek geçirir. Bu arada genç çırak keşiş kadından etkilenmeye başlar, bir gün genç kadın manastırda yatarken genç keşiş kadının üstünü örter ve ilk defa kadına dokunmak ister. Genç kadın aniden uyanır ve genç keşişe tokat atar. Genç adamın kadına olan ilgisi günler geçtikçe daha da artar. Genç keşiş ve kadın beraber ormana giderler ve birlikte olurlar. Sonraki günler manastırda da birlikte olurlar. Bir gece sandalda birlikte olurlar fakat ertesi sabah usta keşiş onları sandalda çıplak uyurken görür. Usta sandalın tapasını çıkararak içeriye su dolmasını sağlar ve gençleri komik bir şekilde cezalandırır. Kendisi affetmesini isteyen çırağına " Sahiplenme duygusu insanı katil eder" diye nasihat eder. Usta keşiş, genç kadına artık iyileştiğini söyler ve kadını evine yollar. Genç keşiş bu duruma dayanamaz ve bir Buda heykeli ile manastırda bulunan horozu yanına alarak manastırı terk eder.

Sonbahar

Yıllar sona bir sonbahar günü yaşlı keşiş yemeğini sardığı gazeteden otuz yaşındaki bir erkeğin karısını öldürdüğü haberini okur. Yaşlı keşiş habere konu olan kendi öğrencisinin tekrar manastıra geri döneceğini düşünerek hazırlıklar yapar. Elinde karısını öldürdüğü kanlı bıçakla manastıra dönen genç keşişin öfke ve nefreti sürmektedir. Yaşlı keşiş karısının başka bir erkeğe kaçtığı için öldüren çırağına "Çok mu acı çekiyorsun? Bilmiyor musun? Sen ne beğenirsen, herkes onu beğenir" der. Acı ve öfkesine dayanamayan genç keşiş bir gün manastır odasında Budist geleneklerine göre ağzı, gözü ve kulaklarını kağıtla kapatarak intihar girişiminde bulunur. Yaşlı keşiş durumu fark ederek öğrencisini kurtarır ve içindeki öfkesini dindirmek için ona bir ödev verir (Kalp Sutra). Yaşlı keşiş elindeki beyaz kedinin kuyruğu bir fırça gibi boyaya batırarak manastırın iskelesine Korece isimler yazar ve genç adamdan bunları bıçağı ile kazımasını ister. Bu arada iki dedektif göle gelir ve katil zanlısı genç adamı götürmek ister. Yaşlı keşiş dedektiflere beklemelerini ve genç adamın görevini tamamlamasını gerektiğini söyler. Genç adam durmaksızın iskeleye yazılan isimleri bıçağı ile kazır. Sabaha karşı yorgunluktan uyuduğunda, dedektiflerden biri ceketi ile genç adamın üstünü örter. Yaşlı keşiş ve iki dedektif ellerinde turuncu, yeşil, mavi ve pembe boyalar ile genç adamın kazıdığı isimleri boyar. Dedektifler genç adamı götürdükten sonra yaşlı keşiş sandala tahtalar dizer. Budist geleneklerine göre göz, kulak ve ağzını kağıtla kapatarak kendini sandalın içinde yakar.

Kış

Çırak keşiş artık orta yaştadır ve soğuk bir kış günü manastıra döner. Bütün sular ve göl buz tutmuştur. Donmuş göl üzerinde yürüyerek manastıra gider ve ustasının olmadığını fark eder. Gölün buz tabakası altındaki ustasının sandalını fark eder. Kazma ile buzları kırar ve ustasının sadece dişlerine ulaşır. Ustasının dişlerini kırmızı bir mendile sararak buzdan oyduğu bir Buda heykelinin ağzına yerleştirir. Manastırda Buda öğretileri ile yazılmış bir meditasyon kitabı bulur her gün egzersiz ve meditasyon yapar. Bir gün yüzünü bezle saklayan bir kadın kucağında küçük bir çocukla manastıra gelir. Kadın yüzünü sürekli gizler ve akşam çocuğu ile beraber manastırda kalır. Kadın çocuğunu manastırda bırakarak ayrılırken karanlıkta donmuş göl üzerindeki bir deliğe düşer ve boğulur. Orta yaşlı çırak keşiş ertesi sabah kadının cesedini donmuş gölün altında fark eder ve cesedi gömer. Sırtına bağladığı bir halat ile büyük bir sal taşı sürükler. Elinde bir Buda heykeli ve sırtındaki taşla ile dağa tırmanır. Çocukluğunda balık, kurbağa ve yılana işkence yaptığı yerlerden geçer. Dağın zirvesinden artık küçücük gözüken göle ve manastıra bakar. Buda heykelini zirvede bırakır.

...ve İlkbahar

Yeniden ilkbahar gelmiştir orta yaşlı keşiş artık usta bir Budist keşiş olmuştur. Kadının bıraktığı çocuk ise manastırda büyüyen ve Budizm öğrenen bir çıraktır. Küçük çocuk bir gün sandal ile karşı kıyıya geçer. Sırasıyla balık, kurbağa ve yılana işkence yapar. Her hayvanın ağzına taş koyarak bu hayvanların ölümüne neden olur. Hayvanlara bu işkenceyi yaparken zevkle güler. Manastırda oynarken bir kaplumbağaya da eziyet eder.

İrfan'ın Yorumu:
Budizm ve puta tapıcılığı bir kenara koyduğunuzda budist bir rahibin öğrencisini eğitmesi üzerine kurulu ve enfes doğal güzellikleri ile bezenmiş, diyalogları az ama mesajları çok harika bir Güney Kore filmi.
Kim Ki Duk yine enteresan bir filme imza atmış. Bir eğitmenin öğrencisini pratik olarak nasıl eğittiğini, zamana yansıyan bir sabırla onu tekrar tekrar kazanma çabası, insan fıtratının önüne geçilemez suça karşı tedbirleri vs. vs. Bu filmi izledikten sonra epey bir yorum konusu çıkacak gibi. Bence filmdeki din öğeli saçmalıkları bir kenara ittikten sonra cesaretle kontrollü bir şekilde izlenip değerlendirilebilecek bir film derim. 

Adil Yargılanma mı Dediniz: The Judge

Filmin Adı: YARGIÇ

Orjinal Adı: The Judge


Yönetmen:
Oyuncular:Robert Downey Jr.Robert DuvallBilly Bob Thornton devamı...
TürDram
ÜlkeABD


Bilgi alınabilecek bir site:
http://www.beyazperde.com/filmler/film-215680/
Filmin Özeti:
Hank Palmer parlak bir kariyeri olan, Chicago'da yaşayan bir avukattır. Önemli bir davasının arifesinde, annesinin kaybettiğinin haberini alır. Babasıyla çok uzun zamandır görüşmeyen Hank, aileden iletişimde olduğu tek insanı da kaybetmiştir. Üstelik doğup, büyüdüğü Carlinville kasabasından başka kimseyle de görüşmemiştir. Annesinin cenazesi için geri dönen Hank'ı, burada cenaze töreninden daha fazlası beklemektedir. Pek de sıcak karşılanmadığı kasabadan bir an önce uzaklaşmaya çalışırken kendisini, 42 yıllık yargıç olan babasını savunmak üzere mahkemede bulur... 
David Dobkin'in yönetmenliğini üstlendiği filmin başrollerinde Robert Downey Jr., Robert Duvall ve Vera Farmiga bulunuyor.

İrfan'ın Yorumu
Ülkemizde adaletin mumla arandığı bir dönemden geçiyoruz. Daha önce de sanki mumla aranmıyormuş gibi diye içinizden bana seslendiğinizi de düşünüyorum. Vakıa sizin içinizden geçenler de doğru. 
Film Amerikan adalet sisteminde sakıntılı bir öğrencilik yıllarından sonra başarılı bir avukat ile onun yargıç babası arasında geçen enteresan bir adalet arayışı ile alakalı. Her ne kadar aile sorunları da ön planda görünse de yargıç olan babasının işlemiş olduğu bir suçun bedelini ne pahasına olursa olsun ödeme azmi ve oğlunun babasını neye mal olursa olsun kurtarma arayışı görünmekte. 
Tabi 1400 küsür sene önce insanlığa gönderilmiş Kur'an ayetlerinde adaletin ne kadar önemli olduğu defalarca vurgulandığında ümmetin şu an içinde bulunduğu durum gerçekten içler acısı. 
Bir kavme olan kin adaletsizliğe sevketmemeli
Anne baba ve akraba ilişkileri adaletsizliğe sevketmemeli
Eş, dost vs. adaletsizliğe sevketmemeli
Para, taltif, vs. adaletsizliğe sevketmemeli...
Bu böyle devam edip gidebilir. Aslolan neye mal olursa olsun adalet, adalet, adalet. 
Adaleti bir nebze de olsa aramak için izlenmesi gereken bir film olarak kayıtlara geçirilebilir. Ama şu bir gerçek ki "12 Kızgın Adam" adlı şaheserin yanına yaklaşılamasa da içimizdeki adalet duygusunu tatmin eder mi. Buyrun izleyin...

20 Şubat 2015 Cuma

Birkaç Film Birden: Birdman, Boyhood, Mustafa, The Captive

Filmin adı: Birdman



Filmin adı: Boyhood



Filmin adı: Mustafa



Filmin Adı: The Captives



Şu sıralar oskar yaklaşıyor diye biri iki film atıyım dedim. Bu filmler içerisinde "Mustafa", enteresan bir belgesel olmuş. Bir insanın nereden nereye geldiğini, buna bir savrulma denilebildiği gibi bir gelişme de denilebileceğini gözler önüne seren belgesel. İzlenmesi gerek kanaatindeyim.

The Captives filmine gelirsek; uzun yıllara yayılan bir kız kaçırmanın ve kaçıranlardan kızını kurtarmaya çalışan anne babanın mücadelesi üzerine duygu yüklü bir film.

Birdman: Oskar alır mı? Bana göre almaması gerek, Değişik bir teknik ile çekilme adına zorlama olmuş gibi geldi.

Boyhood ise; İzlediklerim içerisinde favorim diyebilirim. Film tekniği açısından da sinema yöntemi açısından da izlediğim en enteresan filmlerden diyebilirim. Bu filmin oskar alması lazım gibi geliyor. Gerçek zamanlı uzun yıllara yayılan bir oyunculuk.


Paralel Paralel Gidelim Bakalım: Dün Cemaat Bugün Paralel Devlet

Kitabın Adı: Dün Cemaat Bugün Paralel Devlet


Yazarı: Çetin Acar

Yayınevi: Profil

Kitabı Okumayı Bitiriş: 17 Şubat 2015 Salı


Kitap Hakkında

Fethullah gülen ve temsil ettiği hizmet hareketine ait çeşitli ünitelerde senelerce görev yapan çetin acar, hareketin, siyonizm adına sürdürdüğü din istismarını dile getirmesi sonucu 2009 mayıs ayı itibariyle cemaat'ten "uzaklaştırılmıştır."

Hizmet hareketi iddia edildiği gibi milli bir hareket mi, yoksa washington'a bağlı, ankara merkezli bir üst yapı projesi mi? Yazar, bu kitapta fethullah gülen ve hizmet hareketini7 şubat 2012 mit krizi ve 17 aralık 2013 sürecinde batı adına kalkışılan sivil darbe girişimini değerlendirmeye alarak sorguluyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Ayrıca bu kitap ile ilgili bir tanıtım ve konu ile ilgili videoyu da aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz:



Yazar Hakkında

Yazar hakkında söylenebilecek tek şey kendisinin daha önce "hizmet hareketi" içerisinde olan birisi olduğudur. 


İrfan'ın Yorumu

Açıkçası Ahmet Şık'ın kitabını okuduktan sonra bu kitap çok yavan kaldı diyebilirim. Kitap ile ilgili almış olduğum birkaç not var aslında. Ama şunu peşinen söyleyebilirim: Kitapta o kadar çok "Bu söylediklerime itiraz edilirse şu şahitlerim var, şu isimler var, şunlar var, bunlar var vs." Sevgili kardeşim, kitap yazıyorsun ispat edemeyeceğin konulara niye giriyorsun. Hem bir iftira eden konumuna kendini sokuyorsun, hem de kitabın ciddiyetini sarsıyorsun. Ciddi bir kitap nasıl yazılır aç Ahmet Şık'ın "Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda" kitabını oku derim.
Bu sert eleştiriden sonra:

Bu eleştiriye bir örnek:
"Efendim, Bülent Öztürkmen'i (HBB televizyonunun sahibi, kamuoyunda -eski- MİT'çi ve Sabatayist olarak bilinen) İstanbul'da ameliyat ettirdik. Askerlerle de anlaşarak Sayın Bülent Öztürkmen'i Başbakan Bülent Ecevit'in yerine düşünüyoruz. Bülent Öztürkmen'in de size (Gülen'e) hürmet ve saygıları var. İçişleri ve benzeri cemaat için önemli olan bakanlıklara sizin tavsiyelerinizi beklediğini bildirir. (Avukatın anlatmış olduğu bu olayın yerini, kimlerin neden toplandıklarını ve olaya şahitlik edenlerin isimlerini, gelecek itirazda açıklayacağımızı not ederek Gülen'in Cemaat içerisindeki başka "vefa"larını, soru sorarak yorumsuz belirtelim)." (sayfa 179)
Bir iddia sahibi isen iddianı sağlam temellere oturtacaksın. Bu ve benzeri yaklaşımlar kitabın ciddiyetini ve inanırlığını zedeliyor.

İkinci eleştirim
Mücadele Birliği ile paralellik kurarak bir kitap yazma denemesine girmiş. Bence bu kitabı boğmuş. 

Başka bir alıntı:
Nurettin Veren ise bu konu hakkında Cemaati en iyi tanıyanlardan birisi olarak: Dışa karşı çok renkli, uzlaşmacı, içeride ise tam bir totaliter sistem. Karşı çıkan afaroz ediliyor." (sayfa 100)
Türkiye'deki hemen hemen tüm cemaatlerde bu rahatsızlığı görebilirsiniz.

Aynı zamanda kitapta soy sop eşeleyiciliğine de girilmiş ki bir müslüman asla soy sop eşeleyicisi ve bunu da tahkir unsuru yapmaması gerekir. Bir insan müslüman olmuşsa onun ırkının hiçbir ehemmiyeti yoktur. Bunu belki bazı yerlerde değiniyor değinmesine ama nihai olarak kitabın özellikle baş taraflarında biraz da rahatsız edici boyutlara ulaşıyor diyebilirim.

Özetle Ahmet Şık'ın kitabından sonra -her ne kadar kitapta enteresan bilgiler verilmiş olsa da- bir okuyucu olarak tat alamadım diyebilirim. Okunabilir ama o kadar, şiddetle tavsiye edilebilir nitelikte değil.

11 Şubat 2015 Çarşamba

Gözlerin Keskin Olması Lazım: Keskin Nişancı

Filmin Adı: Keskin Nişancı

Orjinal Adı: American Sniper

Film ile ilgili bilgi alınabilecek site:

http://www.sinemalar.com/film/219800/american-sniper


2014 - ABD
Aksiyon ,  Biyografi
Keskin Nişancı

Konusu: 
Bahriye Komandoları'na katılan ve Irak'ta 150'den fazla insanın ölümüne sebep olan Chris Kyle (1974-2013) isimli askerin aynı isimli kitabından uyarlanan filmde Chris Kyle'ın askeri kariyeri ve yaşadıkları anlatılacak.

İrfan'ın Yorumu:

Bu film tabi ki oskar ödüllerine hem layık görülür hem de ödülü alır. Açıkçası Clint Eastwood yönetmenlik olarak iyi işler çıkartıyor. Bu film de aynı şekilde güzel bir film. Ama şu bir gerçek ki Clint sanırım güneyli ya da Texaslı. Bu milliyetçi yapı filmelirine de sirayet ediyor zaten. Hem kendi oynadığı filmlerine hem de yönettiği filmlerde "Amerikan Adaleti" diye tırnak içerisine alabileceğimiz bir yöntem göze çarpıyor. O da "filin zücaciyeci dükkanına girmesi" olarak nitelendirilebilir. 
Ne olursa olsun milliyetçi duygular, özellikle Amerikancı milliyetçi duygular had safhada. Bu konuda gerçekten de iyiler. Amerikan ulusunu bir arada tutabilmek için yapıştıkları bir unsuru dibine kadar kullanıyorlar. 
Filme gelince, Irak'da Amerikan askerlerine kök söktüren ünlü bir keskin nişancı  ile mücadele üzerine bina edilmiş edilmesine ama iyi bir yönetmen elinden çıkınca ve olmazsa olmaz aşk, aile ilişkileri vs. de sos olarak kullanılınca. Gelsin oskarlar. 

10 Şubat 2015 Salı

Cayır Cayır Yanmak

Cayır cayır yanan binlerce insan


Merve Şebnem Oruç / Yeni Şafak Gazetesi


Bir bomba yere düştüğünde, bir füze hedefine ulaştığında orada bulunan sivillere neler olduğunu hiç düşündünüz mü? Göğe yükselen alevler, toz ve duman bulutu, uzaktan yeni nesil bir havai fişek gösterisi gibi görünen bir saldırı, insan vücuduna neler yapıyor?
...
IŞİD’in Ürdünlü pilot Muaz Kesasibe’yi demirden bir kafesin içerisine hapsedip diri diri yakarak öldürdüğü görüntüleri, tüylerim diken diken izlediğimde aklıma gelen ilk soru “Bu nasıl bir vahşet?” oldu. Vahşete karşı bir refleks bu, insan görünce gözlerine inanamıyor. Zihnine yapışıp kalıyor.
...
Evet IŞİD vahşi, IŞİD gaddar, IŞİD insanlığa karşı suç işliyor ve bir an önce geldiği deliğe geri gitmesi gerekiyor. Ama aynı zamanda IŞİD, yaptığı katliamların vahşetini modern silahlar arkasına saklayan katillerin aksine vahşetini grotesk bir biçimde kibirle sergiliyor ve onlara ekrana dikkatle bakınca kendilerini görebilecekleri bir ayna vazifesi görüyor.

İrfan'ın Notu:
Yazının tamamını hak hukuk gereği buraya alamadım. Ama bu yazı okunması gereken ve değerlendirilmesi gereken yazılar olmayı hak ediyor kanaatindeyim.
Yazının tamamını okuyabilmek için ...


Ve ayrıca 

http://mervesebnem.com/


3 Şubat 2015 Salı

Paralel Evren Okumalarına Devam: Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda

Kitabın Adı: Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda


Yazarı: Ahmet Şık

Yayınevi: Postacı Yayınevi

Kitabı Okumayı Bitiriş: 1 Şubat 2015 Pazar


Kitap Hakkında

AKP-Cemaat İttifakı Nasıl Dağıldı?

AKP ve Gülen Cemaati, yakın zamana kadar Türkiye'yi siyasal ve toplumsal olarak birlikte dönüştüren iki iktidar ortağıydı. Devleti soyma amaçlı bir talan zincirini yalanlarla ve hukuku ayaklar altına alarak örtbas etmeye girişen hırsızlar çetesiyle, bunun üzerinden hukuki değil siyasi operasyonlara kalkışanlar geçmişin yol arkadaşlarıydı. Tuzaklar, hileler, sahteliklerle örülü soruşturma ve davalar zincirine imza atan bu iki kirli suç ortağı şimdi, "Yeni Türkiye"nin savaşan güçleri olarak sahnedeler. Tarafların yaptığı savunmalara kimse aldanmasın. 

Bu savaş ne demokrasi ve temiz toplum ne de birilerinin iddia ettiği gibi barış ya da sivilleşme için yaşanıyor. Sadece devletin sahibi kim olacak diye savaşılıyor. Her savaş gibi bu da kirli. Bu yüzden ortalığı kaplayan pislik görünen o ki bir süre daha pis kokular yaymaya devam edecek. Kötü olmadı. 

Zira bu iktidar paylaşım savaşı patlamasaydı kimsenin kuşkusu olmadığı yolsuzluk, rüşvet, hırsızlıkla örülü AKP iktidarının talan çarkı ortaya çıkmayacaktı. Gülen Cemaati'nin, Türkiye'nin yeni derin devleti olmaya çalıştığı bu kadar açık anlatılamayacaktı. Uzun sözün kısası, AKP suçladığı Cemaat kadar çete, Cemaat suçladığı AKP kadar hırsızdır.
(Tanıtım Bülteninden)



Yazar Hakkında

Yazar hakkında ulaşabileceğiniz internet adresi:

http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmet_%C5%9E%C4%B1k


İrfan'ın Yorumu

Kitap ile ilgili almış olduğum ve altını çizdiğim bir çok nokta var. Örneğin bu paralel okumalar ile ilgili sağlıklı bir yorum yapabilmek için bir çok kitabın okunması ve kanaat elde edilmesi gerekiyor.

Şu dönem Ak Parti iktidarın verdiği güçle Fetullah Gülen cemaatine bir çok yönden önünü kesici hareketlerde bulunuyor bulunmasına ama şu bir gerçek ki Ahmet Şık'ın da dediği gibi bu ortaklığa paralel ortaklık da denilmesi açısından cemaat yönünden olaya bakan kitaplara da bakmakta fayda var sanırım. Tamam cemaati suçlayalım. Suçlanmış olunan konularda haklı da olabilirsiniz ki o yapıdan gelen ve önemli bir kanaat önderi olan Hüseyin Gülerce'nin cemaat hakkında 20 maddelik "cemaat nelerini kaybetti" meselesi dikkate alınması gerekir. Fakat ne kadar bu 20 maddeye ekleme yapsanız dahi iktidarın bu yolda beraber yürüdükleri gerçeğini aklımızın bir yanında tutmakta fayda var sağlıklı bir değerlendirme ve adil bir yaklaşımda bulunmak için.

Cemaati sevmeyebilirsiniz, AK Parti'den de haz almayabilirsiniz ama ayette de belirtildiği gibi "Bir kavme olan kininiz sizi adaletsizliğe sevketmesin" ölçüsünü de muhafaza etmeliyiz. Bu kitap okumalarımızda muhatap olunan kitlelerin insanlardan müteşekkil olduğunu hesaba katarak ve öte dünyada bu işin karşılığının da olduğu bilinci ile (Ahmet Şık öte dünyaya inanmasa da) bu böyledir.

Örneğin Hanefi Avcı'nın kitabını tekrar okumakta fayda var aynı zamanda Nazlı Ilıcak'ın kitabını da ha keza.

Böcek iddianamesini de okumakta fayda var.

Kitapta Ahmet Şık bazı konularda agresif yaklaştığı kanaatindeyim buna rağmen spota alabileceğim bir ifadesi var ki dikkat çekici.

"Birbirleri hakkında dile getirdikleri iddiaların doğru, kendilerine dair söylediklerinin yalan olduğu bu savaşta taraflar için söylenecek en doğru söz, AKP'nin cemaat kadar çete, cemaatin de AKP kadar hırsız olduğu gerçeğiydi." (sayfa 366)

Ahmet Şık bedel ödemiş bir gazeteci. Onun bazı agresif çıkışlarını kitapta görebilirsiniz. Buna rağmen yazar elinden geldiği kadar bu iki oluşuma aynı yakınlıkta değil aynı uzaklıkta yaklaşarak okuyucuyu bilgilendirme gayreti içerisine girmiş.

Faydalı bir paralel okuma oldu diyebilirim. Şiddetle de tavsiye edilir.

12 Ocak 2015 Pazartesi

Böyle Kadın Düşman Başına: Kayıp Kız

Filmin Adı: Kayıp Kız

Orjinal Adı: Gone Girl

Bilgi sitesi: http://www.sinemalar.com/film/220827/gone-girl



İrfan'ın Yorumu:
Mutlu bir ailede neler oluyor böyle. Bir erkek ve onun karısı. Bir de kayboldu ise bu karı. (Bu karı ifadesini bilerek yazıyorum. Hak ediyor. İzleyince siz de bana hak vereceksiniz.)
İlk önce filmin ilk yarısında sıkılır gibi oluyorsunuz ama ondan sonra filmin ikinci yarısı sizi şok üstüne şoklarla sarsacak diyorum başka da bir şey demiyorum.

Filmden alınacak ders var mı dersek eğer. Tabi ki..... Evleneceğimiz hanımı iyi seçelim derim.

5 Ocak 2015 Pazartesi

Para Adamı Bozmasın Sakın: Good Peaple

Filmin Adı: Ölümcül Oyun

Orjinal Adı: Good People


Bilgi Sitesi: http://www.sinemalar.com/film/221402/good-people

Filmin Konusu:

Aile evini yenilemek için ciddi bir borca giren, Londra’da yaşayan Amerikalı bir çifti anlatan çağdaş bir gerilim. Daha sonra aşağıdaki kattaki kiracının öldüğünü ve nakit 200.000 pound bıraktığını öğrenirler. Yapmaları gereken tek şey parayı almaktır, böylece tüm sıkıntıları yok olacaktır. Öyle de yaparlar. İşte böylece kötü şeyler iyi insanların başına gelmeye başlar.

İrfanın Yorumu:

Kendi dertleriyle yoğrulan orta sınıf bir ailenin ayakta durma çabası, daha sonra hiç ummadıkları bir yerden ellerine geçen yüklü miktarda kirli para, paranın dönüştürdüğü aile ve bol aksiyon.
Oyunculukları ile göz dolduran bir ailenin ayakta durmaya çalışması, aklını kullanması vs.
Siyahi oyuncunun replikleri çok güzel.
Filmden alınabilecek ders var mı acaba. ?? Senin olmayan parayı istediğin gibi kullanma derim...

3 Ocak 2015 Cumartesi

Nedir Bu Müritlerden Çektiğimiz Kardeşimmm: Şeytanın Müridi

Kitabın Adı: Şeytanın Müridi


Yazarı: Glenn Meade

Yayınevi: Doğan Kitap

Kitabı Okumayı Bitiriş: 3 Ocak 2015 Cumartesi


Kitap Hakkında

Kate Moran… bir FBI ajanı...
Ve Constantine Gamal… bir seri katil… Şeytanın havarisi…
Ritüeller… Kara büyü…
Her seferinde işlenen çifte cinayetler…
Bir kedi fare kovalamacası…
Gamal yakalanıp idam edildikten sonra da bu cinayetlerin arkası kesilmiyor…
Ritüel sonrası çifte cinayetler sürüyor…
Gamal’ı taklit eden biri veya birileri olabilir mi?
Yoksa… Yoksa Gamal hayatta mı?

“Meade’in korkutucu anlatımında özel olarak dikkat çeken şey üslubu ve karakterlerin ustalık ve beceriyle çizilmiş olmasıdır.” 
Glasgow Herald


“Bu muhteşem dramatik aksiyon ve sürükleyicilik, bu heyecanı perçinleyen düşündürücü bir dönüm noktasıyla sonuçlanıyor. 
The Sunday Times



Yazar Hakkında

Eski gazeteci ve uluslararası üne sahip yazar Glenn Meade, 1957 yılında İrlanda’nın başkenti Dublin’in Finglas kasabasında doğdu. "Irish Times" ve "Irish Independent" gazetelerinde yazdı. İlk romanı "Kar Kurdu"yla şöhreti yakalayan Glenn Meade’in romanları, yirmiden fazla dile çevrildi. Yazarlığının yanı sıra eğitim pilotu olarak da çalışan Meade, 1980’lerin ortalarından, ilk romanını yazana kadar (1994) Dublin’deki Strand Tiyatrosu’nda kendi yazdığı bir dizi oyunun yönetmenliğini de yaptı. Uzun yıllar pilot eğitmeni olarak çalışan Glenn Meade, artık sadece yazarlık yapıyor.


Eleştirmenler, Glenn Meade’in romanlarını, olay ve kurgu bakımından, Frederick Forsythe, John le Carre ve Tom Clancy’nin heyecanlı bir karışımı olarak niteliyor. Uluslararası başarı kazanan romanları, olayların geçtiği Rusya, Mısır, Avrupa ve ABD’de kılı kırk yaran araştırma ve incelemelerin ürünüdür.

Yazar Hakkında

Yazar hakkında detaylı bilgiyi ulaşabileceğiniz internet adresi:

http://www.dogankitap.com.tr/yazar/Glenn+Meade-82

İrfan'ın Yorumu

Glenn Meade'in şu ana kadar yayınlanmış kitaplarını bitirmiş bulunuyorum. Gerçi 2014 senesi içerisinde bitirmekti niyetim ama farklı sebeblerden dolayı üç gün gecikmeli bitirmiş olduk. Açıkçası çok sıkı bir Glenn Meade kitap okumasıydı. Şimdi de biraz paralel dünyaya kendimi atayım diyorum. Onunla ilgili biraz edindiğim kitaplar var. Dışardan bir bakış ile bakalım bakalım neler oluyor o cenahta.
Glenn'in bu kitabı alışık olduğumuz tarihsel donelerden uzak tamamen kafanızı dinlemek için yazılmış bir polisiye gerilim kitabı niteliğinde. Bu tür kitapları açıkçası ağır bazı kitapları okuduktan sonra okumayı tercih ediyorum. Kazmayı bırak küreği al gibi sanki. Okumayı asla ama asla bırakmamak için bu yöntem tercihimdir.
Kitapta yukardaki internet alıntısından da anlaşıldığı üzere bir dizi cinayetler işleyen bir seri katilin idam edilmesinden sonra da cinayetlerin işlenmeye devam etmesi ve ardındaki sır aralanıyor. Kitabın sonuna kadar sizi sarıp sarmalayan bir sır yumağı var. Fakat kitapta yazarın İstanbul macerasında pek tutmadığım enstantane sahneleri açıkçası inandırıcı gelmedi diyebilirim. Atatürk havalimanında geçen bölüm dersem okuyucu beni anlayacaktır. Buna rağmen dediğim gibi kafa dinlemek için bir kaç gün içinde okunup geçilecek bir kitap.

22 Aralık 2014 Pazartesi

Rusya'da Bolşeviklerden Önce Neler Olmuş: Romanov Komplosu

Kitabın Adı: Romanov Komplosu


Yazarı: Glenn Meade

Yayınevi: Kırmızı Kedi

Kitabı Okumayı Bitiriş: 21 Aralık 2014 Pazar


Kitap Hakkında

Bazı sırlar asla çözülemez...

Dr. Laura Pavlov, 20. yu?zyılın en bu?yu?k muammalarından birine ışık tutacak bir gizemi çözmek u?zeredir. Rusya'nın Yekaterinburg şehrinde yapılan bir kazı sırasında, son Çar ve ailesinin 1918 yılında infaz edildiği bölgede, buz içinde bozulmadan kalmış bir ceset bulunur. Bu yeni bulgu, Romanov ailesinin ortadan yok olmasıyla ilgili yeni ipuçları sağlar. Ailenin, özellikle de kızları Prenses Anastasia'nın ölu?mu?, ardında bir su?ru? soru işareti bırakmıştır. Bu keşif Pavlov'u, yıllardır saklı kalmış bir gizli görevin peşinde; sırların, yalanların ve aldatmacanın girdabı içinde geçmişe doğru bir yolculuğa çıkarır. Ülkemizde de geniş bir okur kitlesine sahip olan Glenn Meade, tarihsel gerçeklere dayanarak yazdığı Romanov Komplosu'nda, savaşın zor koşullarında, temelinde tarihin en çarpıcı olaylarından birinin olduğu, aşkın ve dostluğun sınandığı, nefes kesici bir hikâye anlatıyor.

... Ve bazı sorular sonsuza kadar yanıtsız kalır.



Yazar Hakkında

Eski gazeteci ve uluslararası üne sahip yazar Glenn Meade, 1957 yılında İrlanda’nın başkenti Dublin’in Finglas kasabasında doğdu. "Irish Times" ve "Irish Independent" gazetelerinde yazdı. İlk romanı "Kar Kurdu"yla şöhreti yakalayan Glenn Meade’in romanları, yirmiden fazla dile çevrildi. Yazarlığının yanı sıra eğitim pilotu olarak da çalışan Meade, 1980’lerin ortalarından, ilk romanını yazana kadar (1994) Dublin’deki Strand Tiyatrosu’nda kendi yazdığı bir dizi oyunun yönetmenliğini de yaptı. Uzun yıllar pilot eğitmeni olarak çalışan Glenn Meade, artık sadece yazarlık yapıyor.


Eleştirmenler, Glenn Meade’in romanlarını, olay ve kurgu bakımından, Frederick Forsythe, John le Carre ve Tom Clancy’nin heyecanlı bir karışımı olarak niteliyor. Uluslararası başarı kazanan romanları, olayların geçtiği Rusya, Mısır, Avrupa ve ABD’de kılı kırk yaran araştırma ve incelemelerin ürünüdür.

Yazar Hakkında

Yazar hakkında detaylı bilgiyi ulaşabileceğiniz internet adresi:

http://www.dogankitap.com.tr/yazar/Glenn+Meade-82

İrfan'ın Yorumu

Glenn Meade'in bir kitabı daha bitmiş bulunuyor. Şu bir gerçek ki yılsonuna kadar herhalde bitecek bütün kitapları bu adamın. Sanırım tek kitabı kaldı. Romanov komplosu ile alakalı şu söylenebilir: Diğer kitaplardaki şok edici unsurları pek bulamıyorsunuz. Ama Yakın tarihde Rusya'da neler olmuş, nasıl bir ÇAR ailesinden nasıl bir BOLŞEVİK sistemine geçilmiş. Ve bu arada Çar ailesinin imha edilişi ile ilgili akıllarda kalan sorular ve cevapları ile ilgili enteresan bir yakın tarih okuması gibi alabilirsiniz. Roman hem akıcı hem de yazarın diğer kitaplarını okuyanlar için benzer enstantaneler de var. Örneğin Kar Kurdu romanı ile bu kitap arasında bazı benzerlikler okuyucu tarafından hiç de gözünden kaçacak gibi değil.
Bunu anlayabilmek için yazarın bütün kitaplarını okuyup bunu da okuyarak ancak anlaşılabilir.
Glenn yakın tarihi delilleri ile beraber okuyucuya akıllıca sunuyor, roman olarak sunuyor, bize de okumak düşüyor sanırım. 

Ayrıca internette dolaşırken bu kitabı okumuş bir blog yazarının da düşüncelerini merak ediyor iseniz size onun da adresini vereyim:
http://kitaplarimolmadanasla.blogspot.com.tr/2013/10/gleen-meade-romanov-komplosu.html

8 Aralık 2014 Pazartesi

Bosna Ah Bosna: Son Tanık

Kitabın Adı: Son Tanık


Yazarı: Glenn Meade

Yayınevi: Kırmızı Kedi

Kitabı Okumayı Bitiriş: 7 Aralık 2014 Pazar


Kitap Hakkında

Yugoslavya parçalanmakta, dünyanın Nazilerden sonra verdiği bütün sözlere rağmen Avrupa'nın göbeğinde bir başka soykırım yaşanmaktadır. Koalisyon kuvvetleri, Saraybosna'nın eteklerinde bulunan Omarska Kampı'ndaki katliamdan sağ kurtulmayı başarmış, ancak yaşadığı derin travma yüzünden konuşmaktan bile aciz küçük bir kız bulur. New York'lu bir hukukçu olan Carla Lane'in, yıllar önce Yugoslavya'da yaşanan "etnik temizlik"le ilgili pek az bilgisi vardır. Genç kadın, hamiledir ve müzisyen kocasıyla ideal bir hayat sürmektedir. Ancak kocasının gizemli bir suikastta öldürülmesiyle, Carla'nın zihnini bir süredir meşgul eden garip görüntüler şiddetlenir. Bunların izini süren genç kadın, çocukluğunda ağır bir psikolojik tedavi gördüğünü ve psikiyatristinin ona annesinin günlüğünü vermesiyle, ailesinin 20 yıl önce Bosna'daki bir ölüm kampında, büyük bir vahşetin kurbanları olduğunu öğrenir. Carla'yı zorlu bir sınav beklemektedir. Gerçek kimliklerini saklamak ve kurdukları suç imparatorluğunu muhafaza etmek adına kanlı geçmişlerinden geriye kalan son tanığı da susturmaya kararlı olan suçluları bulmalıdır.
(Tanıtım Bülteninden)



Yazar Hakkında

Eski gazeteci ve uluslararası üne sahip yazar Glenn Meade, 1957 yılında İrlanda’nın başkenti Dublin’in Finglas kasabasında doğdu. "Irish Times" ve "Irish Independent" gazetelerinde yazdı. İlk romanı "Kar Kurdu"yla şöhreti yakalayan Glenn Meade’in romanları, yirmiden fazla dile çevrildi. Yazarlığının yanı sıra eğitim pilotu olarak da çalışan Meade, 1980’lerin ortalarından, ilk romanını yazana kadar (1994) Dublin’deki Strand Tiyatrosu’nda kendi yazdığı bir dizi oyunun yönetmenliğini de yaptı. Uzun yıllar pilot eğitmeni olarak çalışan Glenn Meade, artık sadece yazarlık yapıyor.


Eleştirmenler, Glenn Meade’in romanlarını, olay ve kurgu bakımından, Frederick Forsythe, John le Carre ve Tom Clancy’nin heyecanlı bir karışımı olarak niteliyor. Uluslararası başarı kazanan romanları, olayların geçtiği Rusya, Mısır, Avrupa ve ABD’de kılı kırk yaran araştırma ve incelemelerin ürünüdür.

Yazar Hakkında

Yazar hakkında detaylı bilgiyi ulaşabileceğiniz internet adresi:

http://www.dogankitap.com.tr/yazar/Glenn+Meade-82

İrfan'ın Yorumu

Glenn Meade'nin son okuduğum kitabı gerçekten çok sarsıcı. Kurgusal olarak da öyle, yakın tarihimizin büyük soykırımını bizatihi görmek açısından da öyle. Bu gözler iki sarsıcı olaya şahit oldu yaşadığımız zaman içerisinde. Rabbim daha fazla soykırımlar göstermesin. Birisi Yugoslavya'nın dağılma sürecinde Bosna Hersek'de yapılan vahşilik, Srebrenitsa katliamı, pazar yeri katliamları ... Kısaca Bosna katliamı. 
Diğeri de Ruanda. Evet birisi Avrupa'nın ortasında Hollanda, Almanya, Fransa gibi medeni (!) ülkelerinin ortasında kimsenin kılı kıpırdamadan yapılan toplu katlimlar diğeri de yine Fransız sömürüsü altında inim inim inledikten sonra Hutular ve Tutsiler arasındaki savaşın halka yansıması. 
Kitap çok ama çok sarsıcı. Özellikle kitabın ilk bölümlerinde kahramanlardan birisinin okuduğu günlük var ki dayanabilir misiniz bilmiyorum. Göz yaşlarınıza hakim olabilir misiniz onu da bilmiyorum. Bir insan evladının diğer bir insan evladına yaptığını nasıl kabul edebilirsiniz? İşte onu da kitabı okuduktan sonra size bıraktığım cevaplanması gereken bir soru olarak kabul edin. 
Kitapta birbirinden şok enstantaneler yaşayacak, sarsılacak, kızacak, ağlayacak, şaşıracaksınız. Yakın tarihin bu içler acısı katliamından bir parçayı hatırlayıp zalimlere lanetler yağdıracaksınız. 
Glenn'in kitaplarını bu sene bitireceğiz anlaşılan.
Bir not daha ekleyebiliriz belki: Bu da yirmili yaşlarında iken daha hayatın gerçeklerini el yordamıyla bulduğumuz ortamda kendi halime bakarken kitapta 14 yaşını doldurmuş erkeklerin başına gelenleri görünce ... Bakmayın duygularımın karışıklığına alın ve okuyun derim.

Ayrıca bakınız: grbavica filmi

Ayrıca bakınız: http://www.youtube.com/watch?v=KlcBT4PAKcU


5 Aralık 2014 Cuma

Birinci Mesih'e İnancı Hak Ettiniz de İkincisi mi Kaldı: İkinci Mesih

Kitabın Adı: İkinci Mesih


Yazarı: Glenn Meade

Yayınevi: Turkuvaz

Kitabı Okumayı Bitiriş: 29 Kasım 2014 Cumartesi

Kitap Hakkında

İsrail'de, Lut Gölü yakınlarında bulunan Ölü Deniz Parşömenleri, tarihin en müthiş gizemlerinden birini, Hz. İsa'nın kimliğinin ve varlığının ardındaki sırrı ortaya koyan bilgiler içermektedir. Parşömenleri ilk bulan arkeoloğun öldürülmesinin üzerinden yıllar geçer ve kazılar devam ederken peş peşe ölümler birbirini izler. Parşömenlerde sözü edilen İkinci Mesih'in kim olduğuna ilişkin sırrın çözülmesi dünyadaki dengeleri altüst edebilecektir. Gereğinden fazla şey bilen arkeolog Jack Cane ve Yasmin Gren'in peşine uluslararası şebekeler takılınca soluk soluğa bir kovalamaca başlar. Bir ucu Roma'ya ve Vatikan'a, Amerikalı Papa'ya, kardinallere ve din adına çevrilen entrikalara, bir ucu Kudüs'e, İsrail'in Mossad örgütüne, Suriye gizli polisine ve Lut Gölü'nde kazılar yapan arkeologlara dayanan İkinci Mesih, gerilim dolu bir roman. Daha önce Türkçede yayınlanan ve çok-satan listelerinde uzun zaman yer alan altı kitabıyla serüven meraklısı geniş bir okur kitlesi edinen Glenn Meade'in gerçek belgelere dayanarak yazdığı İkinci Mesih, yazarın izniyle ilk kez Türkiye'de ve Türkçede yayınlanıyor.



Yazar Hakkında

Eski gazeteci ve uluslararası üne sahip yazar Glenn Meade, 1957 yılında İrlanda’nın başkenti Dublin’in Finglas kasabasında doğdu. "Irish Times" ve "Irish Independent" gazetelerinde yazdı. İlk romanı "Kar Kurdu"yla şöhreti yakalayan Glenn Meade’in romanları, yirmiden fazla dile çevrildi. Yazarlığının yanı sıra eğitim pilotu olarak da çalışan Meade, 1980’lerin ortalarından, ilk romanını yazana kadar (1994) Dublin’deki Strand Tiyatrosu’nda kendi yazdığı bir dizi oyunun yönetmenliğini de yaptı. Uzun yıllar pilot eğitmeni olarak çalışan Glenn Meade, artık sadece yazarlık yapıyor.


Eleştirmenler, Glenn Meade’in romanlarını, olay ve kurgu bakımından, Frederick Forsythe, John le Carre ve Tom Clancy’nin heyecanlı bir karışımı olarak niteliyor. Uluslararası başarı kazanan romanları, olayların geçtiği Rusya, Mısır, Avrupa ve ABD’de kılı kırk yaran araştırma ve incelemelerin ürünüdür.

Yazar Hakkında

Yazar hakkında detaylı bilgiyi ulaşabileceğiniz internet adresi:

http://www.dogankitap.com.tr/yazar/Glenn+Meade-82

İrfan'ın Yorumu

Glenn Meade'nin kitaplarını bu yıl bitmeden bitirme kararı aldık ya, hız  kesmeden okumaya devam. Şu bir gerçek ki Glenn'in kitapları içerisinde -bana göre- en zayıf halka denilebilir. Diğer kitaplarında beklediğim şoklar ve sarsıcı bilgiler pek görülmüyor maalesef. Ama Gleen'in kitapları bitecek dendi mi bitecek kardeşimmm.