20 Şubat 2015 Cuma

Birkaç Film Birden: Birdman, Boyhood, Mustafa, The Captive

Filmin adı: Birdman



Filmin adı: Boyhood



Filmin adı: Mustafa



Filmin Adı: The Captives



Şu sıralar oskar yaklaşıyor diye biri iki film atıyım dedim. Bu filmler içerisinde "Mustafa", enteresan bir belgesel olmuş. Bir insanın nereden nereye geldiğini, buna bir savrulma denilebildiği gibi bir gelişme de denilebileceğini gözler önüne seren belgesel. İzlenmesi gerek kanaatindeyim.

The Captives filmine gelirsek; uzun yıllara yayılan bir kız kaçırmanın ve kaçıranlardan kızını kurtarmaya çalışan anne babanın mücadelesi üzerine duygu yüklü bir film.

Birdman: Oskar alır mı? Bana göre almaması gerek, Değişik bir teknik ile çekilme adına zorlama olmuş gibi geldi.

Boyhood ise; İzlediklerim içerisinde favorim diyebilirim. Film tekniği açısından da sinema yöntemi açısından da izlediğim en enteresan filmlerden diyebilirim. Bu filmin oskar alması lazım gibi geliyor. Gerçek zamanlı uzun yıllara yayılan bir oyunculuk.


Paralel Paralel Gidelim Bakalım: Dün Cemaat Bugün Paralel Devlet

Kitabın Adı: Dün Cemaat Bugün Paralel Devlet


Yazarı: Çetin Acar

Yayınevi: Profil

Kitabı Okumayı Bitiriş: 17 Şubat 2015 Salı


Kitap Hakkında

Fethullah gülen ve temsil ettiği hizmet hareketine ait çeşitli ünitelerde senelerce görev yapan çetin acar, hareketin, siyonizm adına sürdürdüğü din istismarını dile getirmesi sonucu 2009 mayıs ayı itibariyle cemaat'ten "uzaklaştırılmıştır."

Hizmet hareketi iddia edildiği gibi milli bir hareket mi, yoksa washington'a bağlı, ankara merkezli bir üst yapı projesi mi? Yazar, bu kitapta fethullah gülen ve hizmet hareketini7 şubat 2012 mit krizi ve 17 aralık 2013 sürecinde batı adına kalkışılan sivil darbe girişimini değerlendirmeye alarak sorguluyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Ayrıca bu kitap ile ilgili bir tanıtım ve konu ile ilgili videoyu da aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz:



Yazar Hakkında

Yazar hakkında söylenebilecek tek şey kendisinin daha önce "hizmet hareketi" içerisinde olan birisi olduğudur. 


İrfan'ın Yorumu

Açıkçası Ahmet Şık'ın kitabını okuduktan sonra bu kitap çok yavan kaldı diyebilirim. Kitap ile ilgili almış olduğum birkaç not var aslında. Ama şunu peşinen söyleyebilirim: Kitapta o kadar çok "Bu söylediklerime itiraz edilirse şu şahitlerim var, şu isimler var, şunlar var, bunlar var vs." Sevgili kardeşim, kitap yazıyorsun ispat edemeyeceğin konulara niye giriyorsun. Hem bir iftira eden konumuna kendini sokuyorsun, hem de kitabın ciddiyetini sarsıyorsun. Ciddi bir kitap nasıl yazılır aç Ahmet Şık'ın "Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda" kitabını oku derim.
Bu sert eleştiriden sonra:

Bu eleştiriye bir örnek:
"Efendim, Bülent Öztürkmen'i (HBB televizyonunun sahibi, kamuoyunda -eski- MİT'çi ve Sabatayist olarak bilinen) İstanbul'da ameliyat ettirdik. Askerlerle de anlaşarak Sayın Bülent Öztürkmen'i Başbakan Bülent Ecevit'in yerine düşünüyoruz. Bülent Öztürkmen'in de size (Gülen'e) hürmet ve saygıları var. İçişleri ve benzeri cemaat için önemli olan bakanlıklara sizin tavsiyelerinizi beklediğini bildirir. (Avukatın anlatmış olduğu bu olayın yerini, kimlerin neden toplandıklarını ve olaya şahitlik edenlerin isimlerini, gelecek itirazda açıklayacağımızı not ederek Gülen'in Cemaat içerisindeki başka "vefa"larını, soru sorarak yorumsuz belirtelim)." (sayfa 179)
Bir iddia sahibi isen iddianı sağlam temellere oturtacaksın. Bu ve benzeri yaklaşımlar kitabın ciddiyetini ve inanırlığını zedeliyor.

İkinci eleştirim
Mücadele Birliği ile paralellik kurarak bir kitap yazma denemesine girmiş. Bence bu kitabı boğmuş. 

Başka bir alıntı:
Nurettin Veren ise bu konu hakkında Cemaati en iyi tanıyanlardan birisi olarak: Dışa karşı çok renkli, uzlaşmacı, içeride ise tam bir totaliter sistem. Karşı çıkan afaroz ediliyor." (sayfa 100)
Türkiye'deki hemen hemen tüm cemaatlerde bu rahatsızlığı görebilirsiniz.

Aynı zamanda kitapta soy sop eşeleyiciliğine de girilmiş ki bir müslüman asla soy sop eşeleyicisi ve bunu da tahkir unsuru yapmaması gerekir. Bir insan müslüman olmuşsa onun ırkının hiçbir ehemmiyeti yoktur. Bunu belki bazı yerlerde değiniyor değinmesine ama nihai olarak kitabın özellikle baş taraflarında biraz da rahatsız edici boyutlara ulaşıyor diyebilirim.

Özetle Ahmet Şık'ın kitabından sonra -her ne kadar kitapta enteresan bilgiler verilmiş olsa da- bir okuyucu olarak tat alamadım diyebilirim. Okunabilir ama o kadar, şiddetle tavsiye edilebilir nitelikte değil.

11 Şubat 2015 Çarşamba

Gözlerin Keskin Olması Lazım: Keskin Nişancı

Filmin Adı: Keskin Nişancı

Orjinal Adı: American Sniper

Film ile ilgili bilgi alınabilecek site:

http://www.sinemalar.com/film/219800/american-sniper


2014 - ABD
Aksiyon ,  Biyografi
Keskin Nişancı

Konusu: 
Bahriye Komandoları'na katılan ve Irak'ta 150'den fazla insanın ölümüne sebep olan Chris Kyle (1974-2013) isimli askerin aynı isimli kitabından uyarlanan filmde Chris Kyle'ın askeri kariyeri ve yaşadıkları anlatılacak.

İrfan'ın Yorumu:

Bu film tabi ki oskar ödüllerine hem layık görülür hem de ödülü alır. Açıkçası Clint Eastwood yönetmenlik olarak iyi işler çıkartıyor. Bu film de aynı şekilde güzel bir film. Ama şu bir gerçek ki Clint sanırım güneyli ya da Texaslı. Bu milliyetçi yapı filmelirine de sirayet ediyor zaten. Hem kendi oynadığı filmlerine hem de yönettiği filmlerde "Amerikan Adaleti" diye tırnak içerisine alabileceğimiz bir yöntem göze çarpıyor. O da "filin zücaciyeci dükkanına girmesi" olarak nitelendirilebilir. 
Ne olursa olsun milliyetçi duygular, özellikle Amerikancı milliyetçi duygular had safhada. Bu konuda gerçekten de iyiler. Amerikan ulusunu bir arada tutabilmek için yapıştıkları bir unsuru dibine kadar kullanıyorlar. 
Filme gelince, Irak'da Amerikan askerlerine kök söktüren ünlü bir keskin nişancı  ile mücadele üzerine bina edilmiş edilmesine ama iyi bir yönetmen elinden çıkınca ve olmazsa olmaz aşk, aile ilişkileri vs. de sos olarak kullanılınca. Gelsin oskarlar. 

10 Şubat 2015 Salı

Cayır Cayır Yanmak

Cayır cayır yanan binlerce insan


Merve Şebnem Oruç / Yeni Şafak Gazetesi


Bir bomba yere düştüğünde, bir füze hedefine ulaştığında orada bulunan sivillere neler olduğunu hiç düşündünüz mü? Göğe yükselen alevler, toz ve duman bulutu, uzaktan yeni nesil bir havai fişek gösterisi gibi görünen bir saldırı, insan vücuduna neler yapıyor?
...
IŞİD’in Ürdünlü pilot Muaz Kesasibe’yi demirden bir kafesin içerisine hapsedip diri diri yakarak öldürdüğü görüntüleri, tüylerim diken diken izlediğimde aklıma gelen ilk soru “Bu nasıl bir vahşet?” oldu. Vahşete karşı bir refleks bu, insan görünce gözlerine inanamıyor. Zihnine yapışıp kalıyor.
...
Evet IŞİD vahşi, IŞİD gaddar, IŞİD insanlığa karşı suç işliyor ve bir an önce geldiği deliğe geri gitmesi gerekiyor. Ama aynı zamanda IŞİD, yaptığı katliamların vahşetini modern silahlar arkasına saklayan katillerin aksine vahşetini grotesk bir biçimde kibirle sergiliyor ve onlara ekrana dikkatle bakınca kendilerini görebilecekleri bir ayna vazifesi görüyor.

İrfan'ın Notu:
Yazının tamamını hak hukuk gereği buraya alamadım. Ama bu yazı okunması gereken ve değerlendirilmesi gereken yazılar olmayı hak ediyor kanaatindeyim.
Yazının tamamını okuyabilmek için ...


Ve ayrıca 

http://mervesebnem.com/


3 Şubat 2015 Salı

Paralel Evren Okumalarına Devam: Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda

Kitabın Adı: Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda


Yazarı: Ahmet Şık

Yayınevi: Postacı Yayınevi

Kitabı Okumayı Bitiriş: 1 Şubat 2015 Pazar


Kitap Hakkında

AKP-Cemaat İttifakı Nasıl Dağıldı?

AKP ve Gülen Cemaati, yakın zamana kadar Türkiye'yi siyasal ve toplumsal olarak birlikte dönüştüren iki iktidar ortağıydı. Devleti soyma amaçlı bir talan zincirini yalanlarla ve hukuku ayaklar altına alarak örtbas etmeye girişen hırsızlar çetesiyle, bunun üzerinden hukuki değil siyasi operasyonlara kalkışanlar geçmişin yol arkadaşlarıydı. Tuzaklar, hileler, sahteliklerle örülü soruşturma ve davalar zincirine imza atan bu iki kirli suç ortağı şimdi, "Yeni Türkiye"nin savaşan güçleri olarak sahnedeler. Tarafların yaptığı savunmalara kimse aldanmasın. 

Bu savaş ne demokrasi ve temiz toplum ne de birilerinin iddia ettiği gibi barış ya da sivilleşme için yaşanıyor. Sadece devletin sahibi kim olacak diye savaşılıyor. Her savaş gibi bu da kirli. Bu yüzden ortalığı kaplayan pislik görünen o ki bir süre daha pis kokular yaymaya devam edecek. Kötü olmadı. 

Zira bu iktidar paylaşım savaşı patlamasaydı kimsenin kuşkusu olmadığı yolsuzluk, rüşvet, hırsızlıkla örülü AKP iktidarının talan çarkı ortaya çıkmayacaktı. Gülen Cemaati'nin, Türkiye'nin yeni derin devleti olmaya çalıştığı bu kadar açık anlatılamayacaktı. Uzun sözün kısası, AKP suçladığı Cemaat kadar çete, Cemaat suçladığı AKP kadar hırsızdır.
(Tanıtım Bülteninden)



Yazar Hakkında

Yazar hakkında ulaşabileceğiniz internet adresi:

http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmet_%C5%9E%C4%B1k


İrfan'ın Yorumu

Kitap ile ilgili almış olduğum ve altını çizdiğim bir çok nokta var. Örneğin bu paralel okumalar ile ilgili sağlıklı bir yorum yapabilmek için bir çok kitabın okunması ve kanaat elde edilmesi gerekiyor.

Şu dönem Ak Parti iktidarın verdiği güçle Fetullah Gülen cemaatine bir çok yönden önünü kesici hareketlerde bulunuyor bulunmasına ama şu bir gerçek ki Ahmet Şık'ın da dediği gibi bu ortaklığa paralel ortaklık da denilmesi açısından cemaat yönünden olaya bakan kitaplara da bakmakta fayda var sanırım. Tamam cemaati suçlayalım. Suçlanmış olunan konularda haklı da olabilirsiniz ki o yapıdan gelen ve önemli bir kanaat önderi olan Hüseyin Gülerce'nin cemaat hakkında 20 maddelik "cemaat nelerini kaybetti" meselesi dikkate alınması gerekir. Fakat ne kadar bu 20 maddeye ekleme yapsanız dahi iktidarın bu yolda beraber yürüdükleri gerçeğini aklımızın bir yanında tutmakta fayda var sağlıklı bir değerlendirme ve adil bir yaklaşımda bulunmak için.

Cemaati sevmeyebilirsiniz, AK Parti'den de haz almayabilirsiniz ama ayette de belirtildiği gibi "Bir kavme olan kininiz sizi adaletsizliğe sevketmesin" ölçüsünü de muhafaza etmeliyiz. Bu kitap okumalarımızda muhatap olunan kitlelerin insanlardan müteşekkil olduğunu hesaba katarak ve öte dünyada bu işin karşılığının da olduğu bilinci ile (Ahmet Şık öte dünyaya inanmasa da) bu böyledir.

Örneğin Hanefi Avcı'nın kitabını tekrar okumakta fayda var aynı zamanda Nazlı Ilıcak'ın kitabını da ha keza.

Böcek iddianamesini de okumakta fayda var.

Kitapta Ahmet Şık bazı konularda agresif yaklaştığı kanaatindeyim buna rağmen spota alabileceğim bir ifadesi var ki dikkat çekici.

"Birbirleri hakkında dile getirdikleri iddiaların doğru, kendilerine dair söylediklerinin yalan olduğu bu savaşta taraflar için söylenecek en doğru söz, AKP'nin cemaat kadar çete, cemaatin de AKP kadar hırsız olduğu gerçeğiydi." (sayfa 366)

Ahmet Şık bedel ödemiş bir gazeteci. Onun bazı agresif çıkışlarını kitapta görebilirsiniz. Buna rağmen yazar elinden geldiği kadar bu iki oluşuma aynı yakınlıkta değil aynı uzaklıkta yaklaşarak okuyucuyu bilgilendirme gayreti içerisine girmiş.

Faydalı bir paralel okuma oldu diyebilirim. Şiddetle de tavsiye edilir.