13 Temmuz 2015 Pazartesi

Üçü Duygusal, İkisi de Savaş Filmi: Son Umut, Umutsuz Aşk ve Son Şovalye




İrfan'ın Yorumu: Russel Crowe gerçekten iyi bir oyuncu. Çanakkale destanı ile ilgili yapılmış enteresan filmlerden birine imza atmış. Evet bazı uçuk kaçık unsurlar olmuyor değil filmde ama yine de farklı bir deneme olmuş. Üç çocuğunu Avustralya'dan Çanakkale'ye gönderen bir babanın oğullarının hasretine dayanamayıp savaştan sonra oğullarının en azından cesetlerine ulaşma mücadelesi...

Diğer film ise umutsuz bir aşk filmi... Ama İkinci Dünya Savaşı'nda Almanya'nın Fransa'yı işgali ile bizlere hep kötü Alman askerlerini anlatan filmlerden farklı. Bazı sahnelerde duygu seline kapılabilirsiniz...

Aynı şekilde fantastik bir film olan Son Şovalye ise onur mücadelesinin eksene alındığı bir film...

Üçünde de kayda değer unsurlar var, üçünde de dipnot düşebileceğiniz unsurlar göze çarpıyor... 

16 Haziran 2015 Salı

Koalisyon Görüşmeleri Eşeğin Bağlanması Eşliğinde Devam Ediyor

Türkiye'de biliyorsunuz milletvekilliği seçimleri yapıldı. Bütün partilerin aldığı oy dağılımı sonucunda çıkan tabloda hiçbir parti tek başına iktidarı elde edecek çoğunluğa ulaşamadı. Bu koalisyon tartışmalarını da beraber getirdi. İşte bu koalisyon tartışmaları esnasında duyduğum bir Anadolu sözünü buraya almayı uygun gördüm... Özellikle birinci olmayan partileri ilgilendiriyor ama bu sözü hayatın bütün ilgili olaylarına aktarabilirsiniz.
Çok uzatmadan hemen sözü aşağıya alayım, siz de düşünün artık...




KENDİNİ HANA ALAN YOK


O EŞEĞİNİ BAĞLAMAYA YER ARIYOR


14 Haziran 2015 Pazar

Hz.. Peygamber'in Tavsiye Ettiği Yiyecekler...

İnternet dünyası içerisinde haklı ve güzel bir yer edinen timetürk ile Hz. Peygamber'in tavsiye ettiği yiyecekler ile tanışmanızı istedim...

http://www.timeturk.com/peygamber-efendimizin-tavsiye-ettigi-yiyecekler/fotogaleri-9303


Dinazorlardan Geçilmiyor: Jurassic World

Filmin Adı: Jurassic World

Orjinal Adı: Jurassic World

Bilgi Sitesi: http://www.sinemalar.com/film/178996/jurassic-world


John Hammond'ın başarısızlıkla sonuçlanan Jurassic Park denemesinin üzerinden tam 22 yıl geçmiştir. Nublar Adası'nda bu kez tam kapasiteyle çalışan, Hammond'ın hayal ettiği gibi bir dinozor tema parkı Jurassic World adıyla kurulmuştur. Ancak kuruluşunun üzerinden 10 yıl geçen parkta müşteri sayısı günden güne azalmaktadır. Parkı işleten şirketin hedeflerini tutturabilmesi için parkta yenilikler yapılır, yeni bir dinozor türü yaratılır. Ne var ki bu yeni tür, adayı ve adadakileri felakete sürükleyebilecek sonuçlar doğuracaktır.

İrfan'ın Yorumu:
Gerçekten ama gerçekten pes yani. Kardeşim amma çok meraklısınız dinazorlarla yaşamaya. Gerek yok ki. Bizim ülkemizde zaten yeterince var. Biraz gözünüzü açsanız oscarlık dinazorlar bile görebilirsiniz. 
Neyse biz gelelim filme: Şu bir gerçek ki Steven Spielberg bu işi iyi beceriyor. Heceyan var, tedirginlik var, müthiş manzaralar ve gerilim mükemmel. Ama size bir şey söyleyeyim mi. Sadece küçük oyuncuTy Simkins için bile izlenir. Çocuk mükemmel bir oyunculuk gerçekleştirmiş. Resmen hakkını vermiş. 
Ailece izleyip eğlenebilir ve müthiş bir keyif alabilirsiniz. Çocuğunuz bayağı heyecanlanacaktır. Gece giderseniz sabaha kadar uyur mu garanti veremem... He he... 

11 Haziran 2015 Perşembe

Abi Bana Deprem Deme N'olur: San Andreas Fayı

Filmin Adı: San Andreas Fayı

Orjinal Adı: San Andreas

Film Bilgi Sitesi: http://www.sinemalar.com/film/223912/san-andreas




Yönetmen
Allan Loeb ,  Andre Fabrizio
,  

Film, Kaliforniya'da yaşanan deprem felaketinden sonra, helikopter pilotu olan Ray (Dwayne Johnson) ve eski eşi Emma'nın (Carla Gugino) kızları Blake'i (Alexandra Daddario) kurtarmak için Los Angeles'tan ayrılıp San Francisco'ya gitmeye çalıştığı sırada yaşayacağı olayları konu alıyor

İrfan'ın Yorumu:
Bu filmi mutlaka üç boyutlu olarak ve iyi bir ses ve görüntü sistemi olan sinemada izlemeniz lazım. Mall Of İstanbul sinemaları bu konuda tavsiye edilebilir. Oldum olası felaket filmlerini sevmişimdir. Ama şu ana kadar izlediğim felaket filmleri içerisinde görüntü ve ses olarak mükemmel olmuş diyebilirim. Oyunculuklar o kadar kaliteli olmasa da deprem ve etkileri, binaların yıkılışı, tsunami, ve diğer enstantaneler... Harika yapmışlar resmen. Mutlaka izlenmesi gerekir kanaatindeyim. Deprem ve etkisini binalar ve yapılar yönünden etkileri filmde öne çıkmış. İnsan kayıpları ve acıyı daha arka plana itmişler. Bana göre iyi de etmişler... 
İzleyin ve deprem duygusunu yaşayın derim. 

Hainim, Hainsin, Hain: Yeme Beni, Yerim Seni, Ye beni: TRAITOR

Filmin Adı: Hain

Orjinal Adı: Traitor

Film Bilgi Sitesi: http://www.sinemalar.com/film/10301/hain


Filmin Özeti:

FBI ajanı Roy Clayton yeni bir araştırma davasına bakarken tehlikeli bir komplo teorisi ile karşılaşır. Bunun ardından araştırmalarını kuvvetlendiren Clayton, olayın arkasında eski Amerikan Özel Operasyon biriminin başı olan Samir Horn'un olduğundan şüphelenir.

İrfan'ın Yorumu: 11 Eylül'den sonra çok şey değişti. Artık düşman algısı Kominizmden İslam'a evrildi ve batı dünyasında özelde Amerika'da "terör" saldırılarının önlenmesine yönelik mücadeleler, yeni "vatanseverlik" kanunları gırla gitti.

Savaşı uzak düşman bölgesine yayma stratejisi hem el-Kaide ve türevleri örgütler için hem de Amerika için aynı şiddetle devam etti, ediyor... 

Nefes almadan izleyeceğiniz enfes bir macera filmi mi izlemek istiyorsunuz. Kaçırmayın derim...


8 Haziran 2015 Pazartesi

Beni Küçük Görme: The Salvation

Filmin Adı: İntikam

Orjinal Adı: The Salvation

Film ile ilgili bilgi sitesi:

http://www.sinemalar.com/film/220809/the-salvation



Filmin Konusu: 
1870'li yılların Amerikasında ailesini öldürülen bir işçi intikamını alır, ancak öldürdüğü insan o zamanın en büyük çetelerinden birisinin kardeşidir. 

İrfan'ın Yorumu: Harika. Tek kelime ile harika. Uzun zamandır izlediğim mükemmel bir western filmi. Clint'in Affedilmeyen filminden sonra yine harika bir intikam filmi. Şu an itibari ile sinemalarda oynamasa bile isteyenler bu filmi bulup izleyebilirler. Taktiklerini de söyletmeyin bana (torrent). 
Bir adam, onu ziyarete gelen karısı ve oğlu ve sonrası tam anlamıyla kabus... İntikam... İntikam... İntikam...

Keyifle izleyeceğiniz bir kovboy filmi. Kaçırmayın derim...Mads harika oynuyor burda da. Siz bir de onu Hannibal'de izleyin.  

Çuvalladım: Tahmin Şirketimi Kapatmayacağım Ama...

2015 GENEL MİLLETVEKİLİ SEÇİMLERİNE DAİR

Dün itibari ile Türkiye'de milletvekili seçimleri yapıldı. Ve mutad olduğu üzere seçimlerden önce çok yoğun bir çaba gerektirmeyen tahminlerimi paylaşmıştım. Aşagıda görüleceği üzere çuvallamış durumdayım. Kendimi tebrik etmiyorum. Serdar'dan da tebrik beklemiyorum. Yakında eğer erken bir seçim olursa yine tahminlerimi paylaşacağım. Başka da bir şey demiyorum...



SEÇİMLERDE ALINAN OY ORANLARI:
AK PARTİ: 40.82
CHP: 24,99
MHP: 16,35
HDP: 13.11
DİGER: 4,73

İRFAN'IN TAHMİNİ
AK PARTİ % 46,3 (ÇUVALLAMA ORANIM: 5,48)
CHP % 23,31 (ÇUVALLAMA ORANIM: 1,68)
MHP % 14,38 (ÇUVALLAMA ORANIM: 1,97)
HDP % 9,12 (ÇUVALLAMA ORANIM: 3,99)
DİĞER % 6,89 (ÇUVALLAMA ORANIM: 2,16)

Çok heyecanlı bir seçim gecesini izlemiş bulunuyorum. Biliyorum oy kullanmadan seçim gecesinin neresi heyecanlı diyebilirsiniz. Olsun bende de bu kıllık olsun ne yapalım? Beni de seven böyle sevsin kardeşimmmmmmm

Yenildik ama ezilmedik diyerek önümüzdeki seçim tahminlerinde sizleri aramızda görmekten mutluluk duyarım diyorum başka da bir şey demiyorum...

2 Haziran 2015 Salı

Peygamberi İncitmek ve Ak Parti'ye Oy Vermek...



İlk önce bir alıntı...


Hakan Albayrak / Diriliş Postası

“Bu seçimde AK Parti’ye bir ders verelim” diyen bazı İslamcı seçmenlerin dikkatine


Liberallerin öne çıkmasından mı rahatsızsınız?
Bazı belediyelerin şımarmasına mı kızdınız?
İlinize tayin edilen şu veya bu bürokratın zulmünden mi muzdaripsiniz?
Milletvekili aday tercihlerinde yapılan bazı saçmalıklardan mı şikâyetçiniz?
Muhtemelen haklısınız.
“Öyleyse AK Parti’ye bu seçimde oy vermeyelim, ders verelim” diye düşünmekte haklı değilsiniz ama.
Ümmetin maslahatı söz konusu.
İrili ufaklı karın ağrılarınıza / ağrılarımıza ümmetin maslahatını nasıl kurban edersiniz?
Diyelim ki siz oylarınızı esirgediğiniz için AK Parti 1 koltuk eksikle Meclis çoğunluğunu kıl payı kaybetti ve bunun neticesinde Yasin Börü’nün katillerine, Türk ve Kürt ırkçılarına, Kemalist istibdat sevdalılarına, bütün İslamcıları IŞİD’ci veya Hizbullah’çı yaftasıyla zindana tıkmayı kafaya koyan “Paralel Devlet” ajanlarına gün doğdu; kendinize değilse kime “ders” vermiş olacaksınız?
AK Parti’ye “ders” vermenin kendi ayağınıza / ayağımıza sıkmak anlamına geldiğini göremeyecek kadar ferasetsiz olamazsınız!
AK Parti’ye yönelttiğiniz / yönelttiğimiz eleştirilerin alayını toplasak sadece ve sadece başörtüsüne özgürlüğü bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece Kürt Açılımı’nı bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece “One Minute” çıkışını ve ona bağlı olarak İsrail’le askeri işbirliğinin sona erdirilmesini bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece Gazze’yle dayanışmayı bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece Kemalist “Andımız”ın kaldırılmasını bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece Mogadişu’nun yeniden inşasını bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece Bosna-Sırbistan-Hırvatistan üçlü mekanizması kurularak Boşnakların yeni bir felaketin eşiğinden döndürülmesini bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece yerli savunma sanayii hamlesini ve dolayısıyla emperyalistlere bağımlılıktan kurtulma gayretini bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece Mursi ve İhvan yandaşlığını bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece Suriye halkına ve Suriye Devrimi’ne verilen desteği bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece Salih Mirzabeyoğlu’nun, Yakup Köse’nin serbest bırakılmasını, diğer İslamcı mahkûmlar için de hürriyet perspektifinin doğmasını bile gölgelemeye yetmez.
Alayını toplasak sadece ve sadece İmam-Hatip okullarının ihyasını bile gölgelemeye yetmez.
Şimdi bir tarafta bütün bunlar ve daha nice güzellikler, öbür tarafta AK Parti’ye yönelttiğiniz / yönelttiğimiz eleştiriler; elinizi vicdanınıza koyup söyleyin, o eleştirilere istinaden bütün bu güzellikleri riske atmaya değer mi?
Sıhhatli bir kafayla yapılan hiçbir maslahat-mefsedet hesabından “Evet” cevabı çıkmaz bu soruya.
Yapmayın abiler, ablalar, kardeşlerim!
Dünkü çocuklar değilsiniz.
Ta nerelerden geldiğimizi biliyorsunuz.
Her şeyi hükümetten, devletten bekleyemeyeceğimizi de biliyor olmalısınız.
AK Parti bizi Allah’ın inayetiyle özgürleştirdi, iyi işler yapabilmemize müsait bir ortam hazırladı, üstelik Diyarbakır’dan Gazze’ye, Halep’e, Mogadişu’ya kadar iyi işlerin öncülüğüne de soyundu.
Sizi / bizi tutan ne?
Önümüzü açtığı için mi “ders” vereceksiniz AK Parti’ye?
Gün şükür günüdür.
Şükrümüzü fiilen eda edelim.
O fiil, sandığa gidip İstiaze ve Besmele ile AK Parti’ye oy vermektir.
Muhammed Mursi de sizin AK Parti’ye oy vermenizi istiyor.
Halid Meşal de sizin AK Parti’ye oy vermenizi istiyor.
Suriye Devrimi de sizin AK Parti’ye oy vermenizi istiyor.
Bakir İzzetbegoviç de sizin AK Parti’ye oy vermenizi istiyor.
28 Şubat Darbe Hukuku mağduru İslamcı mahkûmlar da sizin AK Parti’ye oy vermenizi istiyor.
Ben daha ne diyeyim, bilmiyorum ki.
Şunu diyeyim: Kırım Hanı, o köprüyü tutma vazifesini yerine getirmeyip düşman kuvvetlerinin oradan geçişini seyrederken Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’ya ders verdiğini zannediyordu, ama hem Viyana kapılarında ağır bir şekilde yenilip Güneydoğu Avrupa’da korkunç mevzi kayıplarına uğramamıza sebep oldu hem de kendi tahtını kaybetti.
Kırım Hanı, Merzifonlu’ya ve Osmanlı’ya tepki duymakta haklıydı, ama tepkisini bu şekilde göstermeye hakkı yoktu.
Ümmetin felaketine -hem de asırlar boyunca- yol açabileceğini hesap etmeliydi.
O etmedi veya etti de nefsine yenik düştü.
Bari biz bundan ders alalım ve AK Parti’ye “ders” vereceğiz diyerek ne büyük felaketlere davetiye çıkaracağımızı hesap edelim.
Aman ha, basiret!
Aman ha, feraset!
Sizi seviyorum.
Beraberiz.
Seçimlerden sonra neyin hesabının sorulması gerekiyorsa hep beraber sorarız inşaallah.
Ama şimdi AK Parti’yle safları sıklaştıralım, ne olur.

Link Adresi:
Şimdi de bir resim

Bir de ayet:
İkiyüzlülerin içinde "O her şeye kulak kesiliyor" diyerek Peygamberi incitenler vardır. De ki: "O kulak, Allah'a inanan ve müminlere inanan, sizin için hayırlı olan, içinizden inanan kimselere rahmet olan bir kulaktır." Allah'ın Peygamberini incitenlere can yakıcı azab vardır. (Tevbe Suresi, 61)
İrfan'ın Yorumu:
- Fransa'da bir karikatür dergisi Hz. Peygamberi aşağılayan karikatürler çizdi
- Müslümanlar tarafından birçok kez uyarıldı
- Demokrasi ve özgürlükler adına bu karikatürleri çizmeye devam ettiler
- Daha sonra birkaç müslüman "söz ile uyarılan ve uyarıları dikkate almayan" bu dergi ve çalışanlarına "anlayacakları dilden" cevap verdiler.
- Ve yeni başbakan Amerika'nın bile doğru dürüst temsilci göndermediği bir Paris yürüyüşünde ön saflarda poz verdi.
Bilmiyorum başkalarının elinde nasıl bir terazi var ama bu terazinin bir kefesinde Hz. Peygamber diğer kefesinde de ne olursa olsun, buna "AK Partinin bu seçimlerde muhakkak kazanması lazım" gibi bir argüman da olursa olsun Hz. Peygamber'in incitilmesi müslümanları yaralamıştır. 
Hakan Albayrak bir de bu açıdan baksa iyi olur. Yukarıda yazdığı maddelere "peygamberin incinmesi" ile ilgili bir madde açıp buna da bir değerlendirme yapmasını bekliyoruz...

Serdarın Yorumu:
Hakan Albayrak acaba daha önce sorulması gerekenleri niye daha önce sormadı. Neden korktu, niye  çekiniyor. Allah'ın Kur'an da sorduğu soruları sormak için Seçim Sonrasını beklemek en basit söylemle basiretsizliktir. Bu soruları soranlar ise hainlik ile suçladığını unutmamak lazım. Onun içindir ki Kan kaybetmeye devam edecektir. Çünkü AKP'Lİ kardeşler AKP'Lİ olmayan kardeşlerine kulak vermeyi bıraktılar onları ötekileştirdiler. Servet peşine düştüler ve talanın parçası olmaya çalıştılar.

31 Mayıs 2015 Pazar

İlahlık Taslama Lan: Evrim

Filmin Adı: Evrim

Orjinal Adı: Transcendence



Bilgi sitesi: http://www.sinemalar.com/film/219210/transcendence

Konusu:

Dr. Will Caster, yaptığı çalışmalar ile bir bilge, insandan daha üstün bir süper bilgisayar yapmaya girişir. İnsan beyninden daha üstün bir bilgisayar yaratılmasını istemeyen radikal bir grubun saldırısına uğrayacaktır. Başrolünde Johnny Depp'in oynadığı filmde Rebecca Hall ve Paul Bettany, Depp'e eşlik ediyor.

 ,   ,   ,   ,  


İrfan'ın yorumu:

Makineler, bilgisayarlar, bilim ötesi ve ... Filmi izlediğinizde bir insanın eline bir ilahta olması gereken güçleri ele geçirdiğinde dünyaya şekil verme temelinde çevrilmiş. Kabul etmek gerekir ki filmin görüntü ve efektleri harika. Ama bir insan neden kul olmak değil de illa ilah olmak için çaba harcar ki. Neden Allah gibi olmak yani her şeyi görmek, her şeyi duymak, herşeyin kendi kontrolünde olmasını ister ki? Filmi izlediğinizde dini referanslar eşliğinde (örneğin hastaları, körleri iyileştirmek gibi) bütün dünyayı kontrol altına almayı, dönüştürebilmeyi, evrimleştirip kendi kontrolü altına almayı çabalayan insan... Neden ?
Müşrikler Allah ile beraber başka unsurlara taparak -ki bunu da Allah'a yaklaştırsınlar diye yapıyorlardı- oysa günümüzde özellikle son dönem filmlerinde ilahlaşmak için nedir bu çaba diye sorası geliyor insanın.
Boşuna çaba boşuna zaman kaybı... (Film için demiyorum, ilahlaşma çabası için diyorum).

İbret alınması gereken enteresan bir film diyorum... Ve diyorum ki: Allah'tan başka ilah yoktur kardeşim...

29 Mayıs 2015 Cuma

Bir resim... Açılışa Bekleriz ...



İrfan'ın yorumu: Seçimler yaklaşırken Cumhurbaşkanı Recep Tayyib Erdoğan'ı açılışlardan açılışlara halkın arasında görünce buraya neden gelmemiş olabilir diye bir sorayım dedim ... 

Kaymakam burda (yani devletin bir memuru)




27 Mayıs 2015 Çarşamba

İlahlık Taslama Robot: Vice



Filmin Adı: Vice

Orjinal Adı: Vice

Film ile ilgili bilgi sitesi:

http://www.sinemalar.com/film/224801/vice

Julian Michaels (Bruce Willis), VICE adında bir yapay dünya tasarlamıştır, burada müşterileri en çılgın fantezilerini tıpkı insan gibi görünen, düşünen ve hisseden yapay kişiliklerle yaşayabilmektedir. Bir gün Kelly (Ambyr Childers) adlı bir robot, kendi gerçekliğinin farkına vararak buradan kaçar. Kaçtıktan sonra Michaels'ın fedaileri ile Vice'ı kapatmayı aklına koymuş Roy adında bir polis memurunun şiddetli çatışmasının ortasında kalır.

İrfan'ın Yorumu:

Bu tür robot filmleri piyasada epey vardı. Siz de biliyorsunuz. Fakat bu filmin enteresan bir özelliği var, o da tasarımcısının da robot olması. Film'de fantastik bir hayal peşinde koşanların hiçbir sınırlama duymadan yaşadığı zevk ve saçmalıkların olduğu özel bir şehir üzerinde gidiyor. İlahlık taslamanın sonuçlarını da filmde görebilirsiniz. Çok fazla bir şey verdiğini söyleyemeyiz ama ilginç bazı enstantaneler de var. İzlemeseniz de olur cinsten bir film.

25 Mayıs 2015 Pazartesi

Paralel'den Mafya'ya Kaçış: Gece Takibi

Filmin Adı: Gece Takibi

Orjinal Adı: Run All Night

Film ile ilgili bilgi sitesi:

http://www.sinemalar.com/film/219028/run-all-night

Brad Ingelsby
,  

Brooklyn'in namlı tetikçilerinden Jimmy Conlon (Liam Neeson) en iyi arkadaşı Shawn (Ed Harris) için çalışmaktadır. Ancak günün birinde Shawn'ın çetesi, Jimmy'nin oğlu Michael için ölüm emri çıkarır. Jimmy, her ne pahasına olursa olsun oğlunun hayatını kurtarmak için tüm eski arkadaşlarına tek başına direnmek, kiralık katillerden sakınıp geceyi sağ salim çıkarmak adına tüm hünerlerini kullanacaktır.

İrfan'ın Yorumu:
Epeydir mafya filmlerinden uzak kalmıştık. Gerçi Baba serisi ve Bir Zamanlar Amerika filmlerine yaklaşamamış bu film ama buna rağmen aksiyon sahneleri ile izlenmeyi hak ediyor.

Başrol oyuncuları yine çok iyi oynamışlar. Özellikle Ed Harris döktürmüş kanaatindeyim...

Paralel Evrenden biraz sıkılmış ve mafya alemine dalalım diyorsanız buyrun diyorum. Dibine kadar mafya rajonu...

24 Mayıs 2015 Pazar

Paralel Evren'de Bermuda Sekmesi: Bermuda: Posta Kutusuna Düşen Darbe Planı

Kitabın Adı: Bermuda: Posta Kutusuna Düşen Darbe Planı

Yayınevi: Profil

Hazırlayan: Helin Şahin

Kitabı Bitiriş Tarihi: 24/5/15

İrfan'ın Notu:
Enteresandır bu kitabı elime aldığımda diğer kitaba nazaran daha ümitliydim. Çünkü kitabı okumaya başlamadan önce içindekilere ve mizanpaja baktığımda içler açıcıydı. Boşluklar ve başlıklarla bezenmiş. Ama bir önceki kitaba nazaran daha sönük geçti diyebilirim.

Buna rağmen daha önce "paralel okumalar" olarak adlandırdığım ve okuduğum kitaplarla beraber yine boşluklar tamamlanmış görünüyor. Belgeler ikna edici. Ama tabi yazar Helin hanım'ın kitap yazma tekniğini biraz daha gözden geçirmesi gerekir sanırım. Ne demek istiyorum? Kitabı biraz daha okunabilir bir kurgu sanırım iyi olur. Örneğin bir önceki okumuş olduğum kitaba ve Hanefi Avcı'nın kitabına (ki Hanefi Avcı sanırım profesyonel bir destek de almış olabilir) bakabilir. Buna rağmen hakkını teslim de edelim.

Kitap ile ilgili alınan notlara bir göz atalım:
Kitabın içeriğine baktığımızda:
Emniyetin mail kutusuna düşen ihbar (sayfa 9)
25 Aralık dosyası (sayfa 53)
Selam Tevhid Dosyası (81)
Tahşiye Operasyonu (sayfa 119) ... diye devam ediyor.

(Karı-koca meselesi terör soruşturmasına döndü. Paralel yapının kumpasları bitmiyordu. 17-25 Aralık operasyonlarında başarılı olunsaydı şüphesiz devreye bir başka dosya konulacaktı. Plana göre 30 Mart 2014 yerel seçimleri öncesi hükümet bu dosyalarla yıpratılacak ve ardından sözde Selam Tevhid operasyonuyla tutuklamalar başlayacaktı." (sayfa 83)

İşte bu kısım selam örgütü meselesine giriyor ki bir önceki kitap bunu çok güzel anlatmış. Bununla da biraz daha katkı verilmiş oldu.


Son bir not: Helin Hanım Bermuda ismini bu kitaba neden koyma ihtiyacı hissetmiş bunu da anlatsaydı iyi olurdu. Eğer mahkemeler bu örgütlenme ile ilgili adil bir yargılama gerçekleştirir ve bu yapıyı okumuş olduğumuz kitaplardaki gibi bir organizasyon olarak tanımlarlarsa açıkçası bu "Bermuda Şeytan Üçgeni" nitelemesinden çok "Örümcek Ağı" nitelemesine daha uygun gelir kanaatindeyim. Helin hanımının bunu öngörmesi gerekir diye düşünüyorum.

23 Mayıs 2015 Cumartesi

Paralelin Dibini Bulacağım Herhalde: Kod Adı Selam Örgütü




Kitabın Adı: Kod Adı Selam Örgütü

Yayınevi: Merkuri Kitap

Hazırlayan: Yasir Kadıoğlu

Kitabı Bitiriş Tarihi: 23/5/15
İrfan'ın Notu:
Bu kitabı elime aldığımda açıkçası pek ümitli değildim. Çünkü kitabı okumaya başlamadan önce kitabın mizanpajına baktığımda üzülmüştüm. Başlıksız ve boşluksuz yoğun bir kitap. Yani okuması sıkıcı ve bayabilir. Ama

Ama evet kitabı okumaya başladıktan sonra -kitap okuma tekniği ve hazırlanışı itibari ile bir nakısa olsa da- inanılmaz bir şekilde maceravari bir roman edası ile elimden bırakamadım.

Yakın tarih diycem ne yakın tarihi. Anlık tarih nerdeyse... 7 Şubat 2012 tarihinden itibaren geçen olaylar o kadar hızlı ve heyecanlı ki kitapta bu olayları enfes bir üslup ile anlatmış yazar. Kitap mizanpaj tekniği açısından da başlıklı ve boşluklu olsaydı eğer inanın tadından yenmezdi. Bunu da artık yayınevi bir eleştiri olarak alsın. Yazar da bundan sonraki eserlerinde bu eleştiriyi dikkate alır umarım.

Ve kitap... Selam Tevhid soruşturması ile ilgili iyice detaylara iniyor, öncesini, sonrasını, planları deşifre ediyor. Tabi en nihayetinde bu kitap yazarın elinden çıkmış. Her yazar eleştirilebilir olduğu gibi bu yazarımız da eleştirilebilir. Hatalar, yorumlar olabilir. Ama kitabı bir macera kitabı edası ve polisiye, casusluk romanları içerisinde imiş gibi okuyabilirsiniz. Kitabı okuduğunuzda hem içindesiniz hem de dışında duygusunu -anlık tarih olduğundan dolayı- (bu ifadeyi ben kendim kullandım. Çünkü yakın tarih ifadesi pek kullanışlı değil sanırım) gayet iyi yaşıyorsunuz.
Hemen okuyun iki günde bitirmezseniz bir şey demiyorum ...

Kitap ile ilgili alınan notlara bir göz atalım:
Kamile Yazıcıoğlu'nun ifade tutanağı (sayfa 73)

"Hüseyin Avni Yazıcıoğlu zaten MİT Müsteşarı ile yakın arkadaşken neden MİT'e sızmaya çalışsın?" (sayfa 81)


Kitap ile ilgili bu kadar ip ucu kâfi kanaatindeyim. Merak ediyorsanız kitabın içine dalmanız lazım. Çünkü ne olduysa Kamile Yazıcıoğlu'nun ifadesi ile başladı... 

22 Mayıs 2015 Cuma

Bir Baba Daha Ne Yapsın: Bire Bir

Filmin Adı: Bire Bir

Orjinal Adı: One on One

2014 - Güney Kore


Dram ,  Gerilim

122 Dak.



 ,   ,   ,   ,  

Kim Ki-duk


Film ile ilgili site: http://www.sinemalar.com/film/226989/one-on-one

İrfan'ın Yorumu: Güney Kore sinemasının enteresan yönetmenlerinden biri olan Kim Ki Duk'dan enteresan bir intikam filmi. Filmde suçlular, suçluların cezalandırılması, cezalandırılırken haddi aşmak, adaleti yakalayabilmek, haksızlık karşısında haksızca tavır alınıp alınamayacağı üzerinde bayağı bir gitgeller var. Kendinizi bazan suçlunun yerinde bazan suçu işleyene ceza verenin yerinde bazan da ceza verildiğinde cezayı engellemeye çalışanın yerinde koyabileceğiniz enteresan bir film.
Suçluların itirafları esnasındaki konuşmaları ve o konuşmalar karşısındaki lider rolündeki adamın cevapları çok dikkate değer. Dünyadaki suçluların emir komuta içinde yapılan suçları da sorgulayan harika bir film... Kaçırmayın...

Filmin Özeti
Film, bir kızın kaçırılıp öldürülmesinden sonra gelişen olayları anlatıyor. Kızı öldüren yedi kişiden biri, eğitimli bir askeri tim tarafından kaçırılır. İşkenceye uğradıktan sonra cinayeti itiraf eden bir not yazdırılır ve salıverilir. Bir zamanlar hiçbirşeyden korkmayan bu adam artık endişeli bir adam olmuştur. Ve suç ortaklarından bazılarının da yakalandığını, hatta intihar ettiklerini öğrendikten sonra bu işin arkasındaki güçleri araştırmaya karar verir.
Dong-seok Ma ve Young-min Kim başrollerde