6 Eylül 2011 Salı

Türk - İsrail Krizi Dünya Sistemine Yarar

One minute'den sonra dünya eski dünya olmayacak artık. Bu yolda da gidiyor zaten. Şu sıralarda iyice alevlenen Mavi Marmara krizi için Avrupa Birliği'nden, Amerika'dan hatta daha ileri gidiyorum İsrail'den dahi çok ateşli itirazlar mı geldiğini sanıyorsunuz? Hayır...

Arap Baharı sonrasında bu ülkelerdeki isyan hareketleri, muhalefet ve değişimciler

sizce gözünü nereye çevirecektir? Hami olarak bu ülke vatandaşları Amerika'ya mı, Avrupa Birliği ülkelerine mi yoksa Türkiye'ye mi tercih etmek isterler? Bakmayın İsrail ile Türkiye arasındaki kriz meselesine. Arap Baharı sonucunda ortaya çıkan müslüman coğrafyasındaki haklı direniş hareketlerinin nihayete ermesi, ortalığın durulması sonucunda Türk - İsrail krizi kime yarar?

Şu bir gerçek ki bu kriz dolayısı ile Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerini 2. Katip düzeyine çekmesi ve askeri anlaşmaların askıya alınması İslam coğrafyasında Türk hükümetine ve Tayyip Erdoğan'a ve onun şahsında dışişleri bakanı Ahmet Davudoğlu'na ilgiyi, sevgiyi artırmış görünüyor. Peki bu sevginin karşılığı olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin isyan içerisinde olan ve devrimlerini tamamlamış/tamamlamakta olan halklara yaklaşımı nasıl olmuştur ve olacaktır?

Dünya sisteminin aktörleri, yeryüzünde sisteme entegre edilmeyen hiçbir şey ve hiçbir grup, devlet, cemaat vs. istemezler. Kendi insiyatiflerinden çıkmış olsa dahi bu hareketlerin ve yeni oluşumların sisteme entegre edilmesi için ellerinden ne gelirse yaparlar. Peki şimdi bu sisteme entegre edilmesini bir soruyla açacak olursak:

Türkiye hükümeti, Arap baharı dolayısı ile oluşan hareketleri sisteme entegre etmede diğer aktörlerden daha fazla öne çıkıyor mu çıkmıyor mu? Dünya sistemi aktörlerinin ellerindeki alternatifler arasında maliyeti en düşük yol hangisi?

Herhalde maliyet hesabı da yapılacaktır bu entegrasyonun. Amerika'daki mali durgunluk, Avrupa'daki ero bölgesi stresi, altından kalkılmasının çok zor olduğu Yunanistan, İtalya ve yaklaşan diğer ülke krizlerini de hesaba kattığımızda, maliyeti en düşük sistem entegrasyonunun en önemli aktörü kanaatimce Türkiye-İsrail arasındaki krizi lehe çevirme gayretlerindeki Türkiye faktörüdür.

Benimkisi bir savdan öte gidemez tabi. Ama sistem aktörlerinin menfaatlerinin, makyevalist zihniyetlerini hesaba kattığınızda, bu fırsatı değerlendirmek pek zor olmasa gerek.

Karın ağrısı olarak ortada duran İran ve Afganistan'ı da hesaba kattığınızda dalgalı denizde yüzme becerisini Türkiye'den beklemek ne kadar gerçekçi olur onu bilemem. Davudoğlu'nun iyi niyeti, yetenekleri bu hengamede ne kadar etkili olur bunu zaman gösterecek. Bakalım hükümet, timsahların olduğu nehirden karşıya sağ salim geçip alkışlar arasında "kim itti beni bu nehre" mi diyecek, yoksa timsahlara yem mi olacak?

1 yorum:

  1. Değerlendirmemi sonra yapacağım. Savınızı biraz düşünmek istiyorum...

    YanıtlaSil