27 Kasım 2012 Salı

Oğlunuz Tesettürlü mü?



         Peygamberin Kuran ile inşa ettiği sahabe İslam öncesi hayatlarına “Cahiliye” derlerdi. Ve Rasulullah (sav) “imanın lezzetini alanlar” diye saydığı üç sınıf insandan biri için, “Eski cahiliye inançlarına dönmekten ateşe atılırmışçasına korkanlar” demiştir. İslam öncesi cahiliye gibi bizimde hidayete ermeden önceki cahiliye dönemimiz var. Bunun için kaynağını bilmediğimiz uygulamaları tek tek ayıklamak için Kuran ile doğru sorular sorup doğru cevapları aramalıyız. Mesela çocuklarımızın hayatı bize göre şekilleniyor. O hâlde burada hangi sorular sorulmalı? Ya da hangi cevapların peşine düşülmeli?
Çocuklarımızı yetiştirirken gerçekten Kur’an’ın emirlerine göre mi hareket ediyoruz? Mesela kızlarımızı tesettüre sokarken, ya erkek çocuğumuzun tesettürü? “Erkek çocuğun tesettürü olur mu?” diyorsak Nur suresinin 30. ayetini dikkatle okumamışız demektir.
“Mümin erkeklere söyle; Gözlerini harama bakmaktan sakındırsınlar. Irzlarını korusunlar. Bu onlar için arındırıcı ve temiz olandır. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” Bu ayette Allah, insanı yanlış yola götüren şeylerin nefsi bir bakışın ardından gizlendiğini bildirir. Yani bakışa getirilen ölçü, ırz terbiyesinin başlangıcını teşkil eder.                                                                                                                                             
           “…Henüz kadınların gizli yerlerinin farkına varmamış erkek çocukları…” (Nur / 31)
Erkek çocuklar ergenlik çağına varmadan bakışlar temiz ve saftır. Yani fıtri. Öyleyse oğullarımıza ergen olmadan önce bu konuya Kuran’ın getirdiği ölçülerden bahsetmeliyiz. Ergenlik denen bu geçiş döneminin kontrollü ve dikkatli olmasının zarureti, onun hayatının bundan sonraki kısmında temiz ve iffetli kalmasının başlangıcı olduğu unutulmamalı. 
          “Onlar mahrem yerlerini (ırzlarını) koruyan kimselerdir.”  (Mearic / 29) ayetindeki korunmayı biz ve oğullarımızın mahremini koruma şeklinde anlamalıyız. Zira eğitimdeki öncelik insanın temiz ve iffetli yaşayarak çocuklarına örnek teşkil etmesidir.
“Yalnız eşlerine ve cariyelerine karşı korunmazlar. Çünkü bundan dolayı kınanmazlar.” (Mearic/ 30) Bu ölçülerin gerekliliğinden bahsederken bunun insanın fıtratının bir uzantısı olduğunu belirtilmeliyiz. Allah’ın bu işe dikkat çekmesinin sebeplerini sabırla anlatılmalıyız. Örnek olarak Resul (sav)’e gelerek “ben zina etmek istiyorum” diyen gençten bahsetmeliyiz. O (sav) Başka bir erkeğin senin annenle, ablanla, halanla, teyzenle zina etmesini ister misin? Dediğinde, genç ”hayır” der. Bu seferAma senin de zina etmeyi düşündüğün kadın birisinin annesi, ablası, halası, teyzesi değil mi? diye sorar. Genç yaptığının yanlışlığını anlar ve kendisini bağışlaması için Allah’tan af diler.
           “Yusuf tam ergenlik çağına gelince kendisine ilim ve hüküm verdik.” (Yusuf /22 )Bu ayetle de artık bizim sorumluğumuzla onun sorumluluğunun aynı olduğu ona sezdirmeliyiz. Bununla birlikte ona “Artık Allah seni ciddiye alıyor ve sana direk sesleniyor, Kur’an’da sana bu konuda gereken ilmi ve bununla hükmetmeyi öğretiyor” demeliyiz… Tabi ki oğlumuzu adam yerine koymuyorsak bu uyarı da havada kalacaktır!
Kendisinin karşı cinse hissettiği bu değişik arzularına bir ölçü getirmesinin anlamının ileride kuracağı ailenin kalitesi ve çocuklarının selameti için gerekli olduğunu ona söylemeliyiz. Haddini aşıp arzularına teslim olanlar yüzünden birçok ailenin dağıldığından birçok çocuğun ailesiz ve yalnız olarak çok zor durumda kaldığından bahsetmeniz önemli. Tabii oğlunuz sizin, eşinizle ve çocuklarınızla olan ilişkinizden memnun ise!
Mekke’de zina çadırlarının Kâbe’nin etrafında dolup taştığı, kadınların örtünmediği, kadınlarla evlenmeden çocuk yaptığı ve çırılçıplak Kâbe’yi tavaf ettikleri bir yerde, Resul (sav) ve sahabenin bakışlarını ve iffetlerini koruma gayretlerinden bahsedilmeli. Yani Resul ‘emin’ sıfatından başka “ismet ve iffet” sıfatı ile de toplumuna örnekti. Buradan da anlıyoruz ki gözümüzü ve iffetimizi korumakta zorlandığımız yeri terk etmektense, kendimiz ve ailemizin iffetine sahip çıkıp toplumumuza Kuranî ölçüleri taşımak sünnettir.
Peki, kendisi korunurken ortam gereği karşı cinsin aşırı istekleriyle karşılaşırsa ne yapacak? Bu konuda oğlumuz ile birlikte Yusuf suresinin 22 den 35’e kadar okumalıyız. Burada dikkat etmemiz gereken size soru sormuyorsa konuyla ilgilenmiyor ya da dikte etmeniz iyi bir sonuç vermiyordur. Bu durumda asıl örnek sizsinizdir. Sizin karşı cins ile olan ilişkilerinizdeki ölçü, zaman içerisinde onda ahlak hâline dönüşecektir.
Her çocuk İslam üzere doğduğu için fıtratındaki hayâsı gereği yüzü kızarır. Bunun övünülesi bir durum olduğu söylenmeli. “Bu çocuk, kız gibi çocuk biraz açılsın” tavrı terk edilmeli. Onları hayâsız mekânlardan uzak tutulmalıdır. Televizyon ve internetteki hayâsız yayınları yasak etmek yerine, dilimiz döndüğünce bu yayınlardaki haddi aşmayı anlatmalıyız. Tabi ki ona yasaklanan şeylerin bize de yasak olduğunu görmesi etkileyici olacaktır.
Terbiyede oğullarımızla ilişki kurmakta zorlanıyor ya da belli ezberleri aşamıyorsak hemen psikologa gitmek yerine, yakınımızda bu ilişkiyi iyi kurmuş kişiler ile neler yapmalıyız konusunda istişare etmeli ve daha da önemlisi onları dikkatle izlemeliyiz.
Arkadaş edinme noktasında “bunla arkadaş ol, bununla olma” demeyip sabretmeliyiz. Çünkü bir insanın kalitesini gösteren en önemli etkenlerden biri de arkadaş seçimidir. Öyleyse yapılacak olan sizin arkadaş seçiminizin onu etkilemesini beklemektir. Bu konudaki sabırlı ve karalı tutumunuz karşısında görecekleriniz umutlarınızı arttıracaktır…
Eğer kendimizin ve oğullarımızın iffet anlayışını Kuran ile inşa eder ve harama uçkur çözmemeyi bir hayat düsturu edinirsek, bütün iffetsizliklerden ve azgınlıklardan kurtuluruz. Bu konuda kötülüklerle mücadele etmek adına kendimiz, ailemiz ve yaşadığımız toplum için bir ümit kaynağı oluruz. Zira iffetsizliğin bütün suçunu tarih boyunca kadına yükleyen cahiliye toplumları kadını, Avrupa’da cadı diye yakmış. Mekke’de doğar doğmaz toprağa gömmüş, haçlı seferlerine gidenler kadınlarına bekâret kemeri takmış, kilise kadınları rahibe ve bekâr olarak cinsiyetsizleştirmeye çalışılmış… Bu günde Kur’an kurslarına ve imam hatiplere kızların zorla gönderilme nedeni bu değil midir? Böylece bütün suç kadının üstüne atılmış. Üstelik “tek taraflı namus anlayışı” nedeniyle kadına yapılan zulümlerden sonra; modernlik adına kadın erkek rolüne soyunmuş, feminizm denilen bir azgınlığa mahkûm olmuş, cinsiyetini kutsamış, erkeği düşman görmüş. Bir erkek ile (biyolojik baba) yatıp, çocuğu kendisinin sayarak ailesiz olarak onu yetiştirme aşırılığına sapmıştır.
Ve bütün bunlar erkekle savaşırken olmuş…
Nur suresini 31. ayetinde anlatıldığı gibi kadın örtünmesiyle erkekten korunmuştur. Buna göre erkek terbiye edilmeden bu aşırılıklar e-n-g-e-l-l-e-n-e-m-e-z.  Bunları söyledikten sonra bir düşünelim bakalım. Dişi köpek kuyruğunu sallamasa” diye başlayan atası şeytana kanmış olanların sözü size hâlâ makul geliyor mu?
Öte yandan ülkemizde bakire kızların sayısı gitgide azalıyor ve bu durumda ne yapacağımızı bilemiyorsak, çözüm bakir erkek yetiştirmektir. Kuran’a göre zina eden erkeğe de ve kadına da ‘fahişe’ ismi verilir. Bize Yunan kültüründen gelen “genel ev”in karşısına bir hamam yapılmış. Erkek zina ettikten sonra yıkanır temizlenir, kadın ise ömür boyu fahişe damgası ile yaşar! Erkek bekâr veya evli iken zina etmesini kınanacağı yerde ona hovarda denilerek yaptığı iş meşrulaştırılmıştır.“Zina eden erkek ancak, zina eden veya müşrik bir kadından başkasıyla evlenemez.” (Nur /3) (Kuran’ın şu hükmüne göre hovardalar tövbe etmedikçe fahişelerden başkasıyla evlendirilmeseydi…)
Sonuç olarak, oğullarımızı Kur’an ölçüsü ile terbiye etmezsek bu durumdan sadece kadınlar zarar görmez. Günden güne çoğalan aile içi sapkın “enses” ilişkiler yaygınlaşır. Küçücük kız ve erkek çocuklarına tecavüzler artar. Kadınlar bir mal gibi alınıp satılan seks kölesine dönüşür. Erkek erkeğe iğrenç ilişkiler normalleşir. Erkekliğini gidermek için cerrahlara giden bir sürü hasta ruh ö-n-l-e-n-e-m-e-z.   
Elhamdülillah bugün Kur’an’ın emrine göre yetişmiş mahremini koruyan ve azgınlıklardan uzak duran iffetli erkekler ve kadınlar sağlıklı nesiller yetiştirmeye azami gayret sarf ediyorlar. İşte kardeşim günümüzde gittikçe yaygınlaşan fahşaya dur diyecek olan sen ve yetiştireceğin iffetli nesillerdir.
“Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler ise kötü kadınlara; Temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yaraşır...” (Nur /26.)
                                                                                           Şevket HÜNER /  10.06.2009

İrfan'ın Yorumu
Bilmiyorum, bu yazıda bir şeyler eksik ama ifadelendiremiyorum. Uzun bir makale yazısı olmasına göre ihtiyacımı karşılamaktan uzak. İstemiş olduğum duyguyu hissedemedim. Ama konu önemli olduğu için almayı uygun gördüm. Belki bu eksik olan duyguyu Şevket abi yazıyı tekrar okuyup kendisi değerlendirebilir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder