21 Mayıs 2013 Salı

Adil Olmak Sadece İsimde Kalmamalı


İnsan Tanıma


İrfan'ın Yorumu:

Aşağıda Muhammed Kutub'un, İslami Çalışmada Eğitimin Önemi adlı kitabından önem atfettiğim bir bölümü dikkatlerinize sunmayı görev bildim. İnsanı tanıma tekniklerinden bir teknik ve sosyal ilişkilerde din faktörünün insan ilişkilerindeki konumu açısından önemli. Faydası olması ümidi ile...


Adamın biri efendimiz Ömer (r.a)’ın yanına giderek ondan bir şey istedi. Ömer ona: Bana seni tanıyan birisini getir dedi. Adam gidip kendisini tezkiye edecek (hakkında olumlu şeyler söyleyecek) bir şahit getirdi. Ömer (r.a) ona: Bununla yolculuk yaptın mı diye sordu, adam hayır dedi. Bu sefer: Peki sen bununla dinar ve dirhem ile bir muamele yaptın mı dedi. Adam: Hayır dedi. Ömer: Zannederim sen bu adamı mescitte başını kaldırıp indirirken görmüş olmalısın dedi. Sonra da o ihtiyaç sahibi olan adama dönerek: Sen git de bana seni tanıyan birisini getir dedi.

Allah Ömer’e mükafatını versin… Gerçekten o nefisleri çok iyi bilen, insanları çok iyi tanıyan birisi idi.
Çünkü adamın mescitte başını kaldırıp indirmesi tek başına güvenilir ve tanıtıcı bir tanıklık için yeterli değildir. İnsanın çeşitli konumlardaki ilişkilerinin hangi yolda ilerlediğini bilmek sureti ile insanın gerçek madenini açığa çıkarmak bir zorunluluktur.

Ömer (r.a) karşılıklı ilişkiler arasından insanın gerçek madenini açıkça ortaya koyan iki ilişki alanına işaret etmiştir. Bunlar ise yolculuk ve karşılıklı mali ilişkilere girmektir.
Burada biz karşılıklı mali ilişkileri sözkonusu edeceğiz.
İnsanların pek çoğunun mescitte iken başını indirip kaldırdığını görebilirsiniz. Ama sizinle onun arasında maddi bir ilişki sözkonusu olduğu taktirde ilk anda onu secde ederken, kıyamda dururken gördüğünüz sırada sizi etkileyen o tablodan farklı bir şeklinin olduğu ortaya çıkar. İşte bundan dolayı alemlerin rabbi şöyle buyurmaktadır: “(Böyle bir kimse mi) yoksa ahretten korkarak rabbinin rahmetini umarak gece saatlerinde kıyamda durarak, secde ederek, itaatte bulunan kimse mi (hayırlıdır). De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 9)

Nefislerin içinde neler olduğunu elbetteki Allah bilir fakat beşeri bilgiye nisbetle bunların gerçek mahiyeti ancak insanın çeşitli alanlarda başkaları ile birlikte ilişkilere girmesi sureti ile ortaya çıkar.
Gerçek şu ki pek çok kimseler davet alanında çalışan bazı kimselerle mali ilişkilerde bulunmakta şüphe içerisinde olup kolaylıkla bir şeyler aldıkları halde kolaylıkla onu geri vermemektedirler. Hatta üzerlerindeki hakkı eda etmekte tereddüt gösterip gecikmektedirler. Mal elde etmek ya da onu daha da çoğaltmak için dosdoğru olmayan bir takım yollar izlemektedirler.
İşte bu normal herhangi bir kişi hakkında bir eksiklik sayılır ama davet alanında çalışan bir kişi için daha da ağırdır.

Alemlerin rabbi şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylersiniz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz Allah’ın yanında büyük bir gazabı gerektirir.” (Saf, 2-3)
Makd: İleri derecede şiddetli gazab demektir. Hele bunun bir de büyük olmakla nitelenmesi halinde durum ne olur?
Yüce Allah’ın bu işe ileri derecede gazab etmesinin sebebi bunun Allah yolundan alıkoyucu olmasıdır. Çünkü insanlar İslam ve İslam’ın kendisini kabul edenlerin ruhlarında, nefislerinde meydana getirdiği erdemlere dair güzel sözler işitip de sonra da bu erdemlere kendilerini çağıran kimsenin bunları hayatının gerçeğindeki ilişkilerinde uygulamadığını, aksine bunlara aykırı şeyler yaptığını görecek olurlarsa şüphesiz ki bu Allah yolundan alıkoymak olur. Bunun kötülüğü bu kötü işi yapan kişinin şahsı ile sınırlı kalarak orada durmaz. Aksine onu aşıp başkalarına da kötülük verir.

Alemlerin rabbi bu gibi aykırı emirleri işleyenler hakkında şöyle buyurmaktadır: “Çünkü o taktirde sapasağlam yerleştikten sonra ayak(larınız) kayıverir. Ve Allah yolundan sapıp başkalarını alıkoyduğunuz için kötülüğü tadarsınız.” (Nahl, 94)

Bu sayfalarda konumuz ile alakalı olarak belirtelim ki bu ancak eğitim ile kapanabilecek bir gediktir. Bunun da davetçileri hazırlamak işini yerine getirenlerin gündeminde kaydedilmesi gerekir. Böylelikle bu eksikliğin bulunduğu kimselerde bu gedik telafi edilsin. Bunun yalnızca kişinin kendisini ilgilendiren ve bunun sorumluluğunu yalnızca onun yüklenmesi gerektiği düşünülen ikinci derecede önemli bir konu olarak görülmesi kesinlikle doğru değildir. Çünkü bizler davanın ve davetin tamamının bu gibi davranışlardan etkilendiğini görüyoruz. Özellikle de ortada davetin ve davanın kötülüğünü görmek için tetikte bekleyen kimseler vardır. Bunlar davayı ve daveti kötülemek için bu gibi örneklerin varlığından da memnun kalırlar. Buna sevinirler. 
Muhammed Kutub / İslami Çalışmada Eğitimin Önemi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder