24 Mayıs 2013 Cuma

Derin Sarhoşluk


 İçki ve uyuşturucu kullanmak nasıl aklı ve vicdanı gölgeleyip devre dışı bırakıyorsa bazı birlikteliklerimiz de bizi haramı helal sayar hale getirip hesap gününü unutturduğu için bir sarhoşluk hali sayılmalı. Bu derin sarhoşluğu arttıran, duruşumuza ve konumumuza yakışmayan işleri paylaştıklarımızla sürdürdüğümüz bazı menfaat veya haz ilişkisi aklımızı ve vicdanımızı gölgeleyen bir sarhoşluğa dönüşüyor. Sonunda yoldan çıkıp nefsimize ve çevremize zulmediyoruz.




Yazının Tamamı:

Eniştemin arkadaşının içkiyi bırakma öyküsü, ders alınacak ve bir ölçüye dönüşecek şeklinde okunmalı. Şimdi arınmış bu insan, her gece beraberce içtikleri guruba meşguliyeti nedeniyle geç vardığında gözlerine inanamamış. Zira o, ciddi, ne konuştuğunu bilen arkadaşlarının hali içler acısıymış. Biri camı açmış nara atıyor, öteki kustuğu yerde sızmış yatıyor. Giyimine titizlenen arkadaşı ise ceketinin altında iç çamaşırı ile şarkı söylüyormuş. Bir an “zamanında gelip bunlara katılsaydım bu iğrenç tabloda ben de yer alacaktım” düşüncesiyle sarsılmış. Ardından sarhoş edeni bırakma kararı almış ve o anı telefonunun kamerasına kaydetmiş. Artık arkadaşları onu ne zaman ayartmaya kalksa veya ne zaman canı içki çekse bu videoyu izleyip vazgeçiyormuş.
        Aslında hepimizin bir toplulukla yaptığımızda bizi yoldan çıkaran tiryakisi olduğumuz bundan daha derin sarhoşluklarımız mevcut. İçki içen ayılınca bir pişmanlık yaşar ama ya derin sarhoşluğundan haberi olmayanlar… Canlı yayınında mebuslar birbirilerine kafa atacak kadar ileri gittikleri kavgayı ateşleyen zat meclise iki saat geç gelseydi bu kör döğüşünü ne kadar garipserdi değil mi? Futbol fitnesi yüzünden rakip taraftarı öldüren fanatiğin hapse atılmasına delil teşkil eden kamera kayıtları daha önce gösterilse yine cinayet işler miydi?  Ya da cinayeti işlediğini bıçağı arkadaşı hediye ettiğinde aynı şekilde alıp teşekkür eder miydi?
        İçki ve uyuşturucu kullanmak nasıl aklı ve vicdanı gölgeleyip devre dışı bırakıyorsa bazı birlikteliklerimiz de bizi haramı helal sayar hale getirip hesap gününü unutturduğu için bir sarhoşluk hali sayılmalı. Bu derin sarhoşluğu arttıran, duruşumuza ve konumumuza yakışmayan işleri paylaştıklarımızla sürdürdüğümüz bazı menfaat veya haz ilişkisi aklımızı ve vicdanımızı gölgeleyen bir sarhoşluğa dönüşüyor. Sonunda yoldan çıkıp nefsimize ve çevremize zulmediyoruz. Bu zulmü normal gösteren topluluklara aklımız ve vicdanımız yerinde olarak geç katılmamız bile yanlışların boyutlarını görmemizi engelliyor. Ama gördüğümüzü hemen kayıt etsek, ahiretteki kayıtlarımıza baktırılmadan, belki kendi kaydettiklerimizden derin sarhoşluklarımızı tespit edip büyük pişmanlıkla nedamet gösteririz.
         Mesela onlarla olduğumuzda rekabet hırsına kapılıp başka cemaat mensuplarını küfür ve şirkle suçladığımız dini(!) toplantıları kayıtlarını salim kafayla seyretsek. Ortaklarımızla birçok insanın hakkını yiyip ve hak etmediğimiz kazançlar sağlamayı normal gösteren “Piyasa şartları” na uyarak yaptığımız, imalatı, ticareti, inşaatı güvenlik kamera kayıtlarından aklımız ve vicdanımız gözetiminde seyretsek. Devlet dairesinde mesai arkadaşlarıyla çeteleşerek vatandaşın emanet ettikler üzerinden yüksek gelirlere ulaşmak gayretini bir kamerayla tespit ettirip gidilen tefsir dersi sonrası beraberce izlesek… 
        Kınanmayı, dışlanmayı, rezil olmayı ve cezalandırılmayı istemediğimizden böyle kayıtları kimse görsün istemeyiz. Ayrıca herkesin yaptığı yanına kâr kalıyor, kandillerde ağlar tövbe eder bundan da arınırız zannıyla bu kayıtları izlemeye kesinlikle yanaşmayız.
         Doksanlı yıllarda cemaat arkadaşlarımla haftanın bir günü halı sahada top oynamam, videoya alınan bir maçımızı oturup izleyinceye dek sürdü. Hayatımda kendimi bu kadar rezil hissetmemiştim. Çileden çıkmışçasına top peşinde saldırıp durmayı spor yapıyorum sanmışım. İzlediğimden o kadar mahcup oldum ki o günden sonra bir daha top oynamadım
         Nitekim hesap günü insanın önüne amel defterini koyacağız. O da bütün yaptıklarının sicilinde kayıtlı olduğunu görecek. Sonra ona “Şimdi oku bakalım amel defterini. Bugün (başka hiçbir şeye gerek olmaksızın) kendi hesabını kendin görmeye yetersin.” denilecek.(İsra / 14) ayetini her okuduğumda halı sahadaki o video kaydı aklıma gelir ve ürperirim. Sadece bu örneğin hatırlama nedenimse bundan başka birlikteliklerimi belgeleyen görüntülerine sahip olamayışımdır. Öte yandan ayet suçüstü yapılmaktan söz etmez. “Kendinize ve birlikteliklerinize dışarıdan bakarak tedbir alın ve izlerken hoşnut olacağınız, hayırların galip geldiği birlikteliklerin peşine düşün” der. İnsanın kendisini ve ilişkilerini üçüncü bir şahıs gibi dışarıdan izlemesi ise takvanın ta kendisidir. Bu da hayırlı birliktelikler, gün geçtikçe nefsine söz geçiren kâmil bir insan olup çevrenize değer katan ve ümitleri yeşerten bir örneğe dönüşmenize neden olacaktır.
        Derin sarhoşluk veren birlikteliklerin terbiye edilmesi kolay iş değildir. İçkinin sahabeni hayatında kovulması bile kademeli olarak gerçekleşmiştir. Önce “onların faydaları vardır ama zararları daha büyüktür” ayetini “Ne dediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın” izlemiş  “Sarhoşluk verenler şeytan işi iğrençliklerdir onu terk edin” emri ile sahabe sarhoşluk vereni sokaklara dökmüş ve aklı ve vicdanı gölgeleyeni birlikte terk etmişlerdir.
        Aynı tedrici metotla derin sarhoşlukların topluluklarca terk edilmesi yine olasıdır. Önce derin sarhoşluğu veren beraberliklerin menfaat ve haz olarak bazı getirilerine rağmen bizleri hayırlardan uzaklaştırdığının farkına varmalıyız. Sonra aklımızı ve vicdanımızı gölgeleyen bu derin sarhoşlukların Kuran’ın emirlerini anlamamız ve tefekkür etmemize engel olduğunu görüp bunların hakikati örttüğünü idrak etmeliyiz. Akabinde bu derin sarhoşluk verenin şeytanileşmeye hizmet ettiğini beraberce idrak edip birlikteliklerimizi arındırmalıyız.
         Daha sonra mı? Derin sarhoşluklardan kurtulmuş beraberliklerimizle küfürle, şirkle, nifakla ve insanları köleleştiren her türlü şeytanileşmeyle mücadeleyi bir ömür sürdürürüz. Allah’ın inayetiyle gideceğimiz “Selam yurdu” Cennette ise bize sunulan hiçbir şey bizi derin sarhoşluğa uğratmayacak, sersemletmeyecek, aklımızı ve vicdanımızı gölgelemeyecektir.
                                                                                                     Şevket HÜNER / 21.05.2013

İrfan'ın yorumu: Evet gerçekten de öyle: 

"Duruşumuza ve konumumuza yakışmayan işleri paylaştıklarımızla sürdürdüğümüz bazı menfaat veya haz ilişkisi aklımızı ve vicdanımızı gölgeleyen bir sarhoşluğa dönüşmemeli" 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder